Uzun zamandır yazamıyorum. Dersler, projeler, odanın tadilattı derken İnternet’e ya mailleri kontrol için girdim ya da hocaya ödevi atmak için.. Dünkü sunumumun ardından artık rahat ve mutluyum(en azından 3.5 hafta boyunca). Ama bu arada yazmak istediğim o kadar çok şey oldu ki.. Bazılarının yazılmasının anlamı bile kalmadı.
Örneğin 1 mayıs! Bir devrimci kızı olarak son 2 yıldır “aman gazdan az etkilensin bari” diyerek izliyordum görüntüleri . Bu sene biraz daha rahattım çünkü beraberlerinde Avrupa’dan gelen kişiler vardı, polis cesaret edemez bir şey yapmaya dedim. Hoş, polis yine de pek umursamadan onları da gaz içerisinde bıraktı ama olsun. Bu kişiler sayesinde saygıdeğer emniyet müdürümüz “makul sayı” açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Sabah erkenden kalkıp, yine babamı gözleyerek, görüntüleri izledim. Ve o an, taksim simit sarayının önünü gördüğümde, meydana doğru koşmalarını izlediğimde, o sevinç gösterilerini gördüğümde.. Yumruklar havada, işçi marşını söyleyerek, ölenlerin anılması.. Hepsini gözlerim dolu dolu izledim. Acaba dedim, olur mu acaba, tekrardan taksim olur mu acaba. O sırada aklıma yine 77 mayısının görüntüleri geldi, içimi korku kapladı. Neyse ki sağ salim her şey bitti. Umarım bu bir adım olur, umarım 1 Mayıs’ın asıl kutlaması olarak o meydanda önümüzdeki senelerde halay çeken insanları daha güzel şekillerde izleriz.
Başka.. Mesela dün otobüste bir amca ile karşılaştım. Otobüse bindiği ilk andan inene kadar olaydı. Başta kendi kendine söyleniyordu, ama uzun süre dayanamadan sağa sola laf etmeye başladı. Dayanak noktası da “İstanbullu olmak!” Yalnız amcanın şivesinden de anlaşılacağı gibi kendisi İstanbullu değildi. İstanbul’a yıllar önce gelmiş, üzerinde İstanbullu olma! baskısını yaşamış, bunu o kadar benimsemiş ki herkese laf etti. Bir gence ” Sen bana laf söyleyemezsin, sen kimsin, adam değilsin, adam olmayanı kaale bile almam” dedi. Sonra sakin yaşlı bir amcanın yanına yanaşıp sataşmalarına devam etti. Amca, Adana şivesi ile haklısın gibilerinden laflar edince, başta yaşına hürmet gösterdiği kişinin aslında “İstanbullu” olmadığını görüp bu sefer ona çıkıştı “seni kaale almam” diye. Onu sakinleştirmeye çalışan, haklısınız diyen bir kadına da “Hanımefendi ol, İstanbullu ol azıcık” dedi. İnerken de son postayı şoföre atıp “Açsana kapıyı inecek var” diye kızdı, ama şoför durağa bile girmemişti.. Umarım bir daha “İstanbullu” görmem diyerek hızlıca uzaklaştım oradan..
Daha çoook yazmak istiyorum.. Daha çok zaman yaratarak yazmaya çalışırım bundan sonra.
