Blog

  • Key caiz midir?!!

    Ödenecek mi ödenmeyecek mi, ne zaman ödenecek, kime ödenecek, ne kadar ödenecek, sana ne kadar verdi, ben nereye şikayet etmeliyim gibi akıllara zarar sorulardan sonra herkes kör topal bir şeyler aldı.. Peki rahatladı mı? Hayır!! Yeni sorular ve sorunlar lazım tabi..işte yeni sorumuz: Key ödemelerini almak `caiz` midir?

    http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=153586

    Şimdi devlet senden parayı zamanında kesmiş çatır çatır. E sonrasında karşılığında vadettiği evi de vermemiş, paranın da üzerine yatmış. Tabi kuzu gibi millet ses çıkartmamış. Olmuş ki birinin aklına gelmiş, dur yaa geri verelim bari demiş. Eh ne güzel işte, zamanında az aldığın parayı şimdi geri veriyorlar. Senin nerene battı ki fazladan gelmiş para, geri vermeyi düşünüyorsun ey kuzu? Ayrıca ne faizinden bahsediliyor? Zamanında 3-5 kuruş bir şey alındı, şimdi de bugünün parasıyla 3-5 kuruş mu istiyorsun? Hangi akla mantıklı gelir ki bu? Ayrıca adamların “karşılaştırıp aynı miktarı verdik” gibi deli saçmalarına da nasıl inanıyorsun ki? Al bak o zamanın parasına, bir de bak bu zamanın parasına, otur da hesap et bir.. O zaman senden kaç aylık maaş kesilmiş toplamda, şimdi verdikleri onun kaçta kaçı!! Adamlar zaten akla zarar bir şekilde az geri ödeme yapıyorlar, sen diyorsun faizmiş oymuş buymuş! Sanırım bu açlıktan karnı kazınan halkın değil de paraları nasıl geri alırız telaşı içine düşmüş hükumetin aklına gelmiştir.. Delinin biri kuyuya bir taş atmış.. Sanki otomatiğe bağlanmış olarak gelen zamlar ile paraları kat ve kat geri almamışlar gibi..

  • Popmundo

    Oyundan girdim oyundan devam edeyim bari 🙂 Popmundo diye bir oyun var, duyanlar bilir, eski adı Popomundo. Bir karakter yaratıyorsunuz, müzik kariyerinde geliştiriyorsunuz. tabi temelde böyle. İster hırsız, ister polis, ister yargıç bile olabiliyorsunuz. Gerçek hayatın bir benzerini yapmaya çalışmışlar. Şehirler var, ülkeler var, şehirlerin içinde her türlü şehirsel imkan var. Alışveriş mağazasından spor salonuna, dövmecisinden hastanesine, parkından karakoluna her şey mevcut. Bu ama metin 2 gibi değil, karakterleri görmüyorsun. text tabanlı bir oyun. Karakterine şunu yap bunu yap diyorsun ve yapmış sayılıyor.Şimdi böyle bakınca, aman canım ne var halledilir gibi gözüküyor olabilir. Ama inanın gerçek hayat kadar zor neredeyse. Konser vermek, şarkı yazmak, prova yapmak bir yana, insanlarla anlaşmanız bile zor. Para konusuna hiç girmeyeyim, insanlar sokakta çalmak zorunda kalabiliyor diyeyim yeter bence.Tabi bir de doğuştan yetenekli gibi bir kavram yok burada. Her şeyi kitabını okuyarak ve çalışarak öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Kitaplar ise el yakar cinsten. ortalama bir maaşla ancak 2 3 haftada 1 kitap alabilirsiniz, tabi yemez içmez iseniz..Oyunun başında bir anne dadanıyor size. Onu yap bunu yap demekten başka bir işe yaramıyor kendisi. bir nevi yenilere öğretmek için hazırlanmış ama daha oyunun ne olduğunu anlamadan sizi sokakta bırakabiliyor bu oyun. Böyle anne düşman başına yani:)Sarmaz gibi gözüküyor başta ama bir süre sonra konserleriniz için gecenin bir yarısı yataktan kalkabiliyorsunuz. Aman bulaşmayın diyebilirim , ama siz yine de bulaşın..;)www.popmundo.com

  • Metin2 diye bir oyun..

    Blog demişken oyun demişken bir tane de örnek vereyim hadi. Metin 2 diye uzak doğu kaynaklı bir oyun var. FRP tarzı bir şey. ama ona öyle demiyorlarmış, MMORPG(massively multiplayer online role-playing game) diyorlarmış. Bir tür role playing game. 4 karakterden birini, 3 dünyadan da birini seçip oyuna başlıyorsunuz. aslında gayet bağlayıcı bir oyun. etrafta dolaşıp başta hayvan sonra yaratık sonra insan kesmek, farklı kıyafetler giyip kocaman silahlar taşımak hoşunuza gidiyor. bir yerden sonra da artık evleneyim, ninjamın hizmetinde koşayım diyebiliyorsunuz üstelik. ha bir de havalı bir ata binme seçeneği var ki peşinden resmen koşturuyor. denemesi bedava, bence denenmeli..isteyene işte site:Metin-2 - Doğuya Has Macera MMOG - Doğuya Has Macera MMOG

  • Blog Dünyası

    Nedir bu bloglar, ne demektir bloglamak? zamanın bize getirileri mi götürüleri mi? Bizim küçüklüğümüzde bırakın blog, İnternet, bilgisayar bile yoktu. Ateri sahibi olanları şanslı sayardık. Commander lere yetişemedim ama aterim vardı benim de. Biz de bağımlıydık ama bilgisayar gibi değildi. ateride en az 2 kişi oynardın. En az diyorum çünkü etrafınızda sizi izleyenler olurdu genelde. Sırayla eş değiştirerek oynardınız. zaten öyle bütün gün de oynanmazdı. bir süre sonra sıkılır, sokağa çıkardık. Oysa şimdiki çocuklar çok farklı. Sabah kalkar kalkmaz İnternet’in başına oturuyorlar ve akşam yatana kadar başka hiçbir şey yapmıyorlar. Arkadaşları olduğunu söylüyorlar, dostum diyorlar. ama hepsi bir avuç byte dan başka bir şey değil. Neredeyse konuşmayı unutacak zavallı çocuklar. Yüz yüze iletişim kurmayı beceremiyorlar, topluca oyun oynamayı beceremiyorlar. o yüzden “zamane çocukları” dediğimiz kişiler bu kadar “mızıkçı”. Gerçek hayatta da bir “delete” tuşu ile sorunlarını halledeceklerini sanıyorlar çünkü. En ufak sorunlarda bu yüzden takılıp düşüyorlar ve “bunalım”lara giriyorlar. Hayatları İnternet üzerinden gelişen bir nesile karşı nasıl dur denilebilir ki. Irc, mirc, icq, msn derken hayatlarını artık bloglar ile devam ettiriyorlar. Herkesin her konu ile ilgili en az bir blogu var. Hayatlarını tüm dünyaya açmış bulunuyorlar. Bunun bir getiri mi götürü mü olduğunu en kısa zamanda öğreniriz…