Özgürlükİçin olarak, Pardus 2009 sürümünden beri bir proje yürütüyoruz. Pekiii CD Gönder olarak adlandırdığımız bu projede, bir döneminin daha sonuna geldi. CD Gönder projesi nedir bilmiyor musunuz? Hemen anlatayım:
Türkiye’nin her yerine, sadece kargo ücreti ödenerek Pardus CD’leri gönderiyoruz. Kargo ücreti dediysem, öyle çok bir şey de değil yani, 2 TL+KDV (2.36 TL oluyor). Hem de Türkiye’nin her yerine aynı ücretle. Kars’ta da olsanız, Edirne’de de, aynı ücreti ödeyerek Pardus CD’lerine sahip olabilirsiniz. Bu özel anlaşmalı kargo ücreti dışında Pardus CD’sine hiç bir ücret ödemeden hem de! CD’ler de baskısıyla, kutusuyla çok güzeller :).
Bu günden itibaren, Pardus 2009.2 CD’leri için açtığımız CD İstek Formu‘nu kapatıyoruz. Böylece, bundan sonra Pardus 2009.2 CD’si gönderilmeyecek. Bu akşamki son gönderilerimizle beraber, yeni bir bekleme sürecine giriyoruz.
Sizlerin de bildiği gibi, 14 Aralık 2010 tarihinden Pardus 2011 sürümü çıkarılacak. Bundan sonraki CD gönderme döneminde, Pardus 2011 CD’lerini göndermeyi planlıyoruz.
Ön sipariş talep formunu şimdiden açmak istemiyoruz. Çünkü şimdi açarsak, sizleri aylarca bekletmiş olacağız. Böyle bir şey de istemediğimiz için biraz beklemenizi istiyoruz :),
Bu arada, fark ettiyseniz Sitemizdeki CD gönder düğmesi kaldırıldı 🙁
Orası hep öyle boş kalacak değil elbette.. Kim bilir, belki bir iki gün içerisinde yerine yeni bir düğme gelir.. 😉
Pardus 2011‘in kararlı sürümü yaklaşıyor. Alfa1 ve Alfa2‘den sonra artık elimizde elle tutulur, gözle görülür bir şeyler oluşmaya başladı. Elbette ki alfa sürümü son kullanıcının uzak durması gereken bir sürüm(yine hatırlatmış olayım), ileri seviye kullanıcıların denemesi ve hatalarını bildirmesi için yapılmış sürümler bunlar çünkü. Sürüm ortaya çıktıkça kullanıcılarımızın dikkatini bir başka şey çekmeye başladı. Ön tanımlı gelen Milky simge seti!
Yıllardır konuşulur, Milky güzel mi değil mi, nasıl bir karakteristiği var, ön tanımlı gelmeli mi gelmemeli mi.. 2011’e Milky v2‘nin eklenmesiyle bu tartışmalar daha da alevlendi. Önce kullanıcılarımız Beyin bölümüne bir fikir girdi. Buradaki tartışmalar üzerine bir anket açtık. Sonunda Milky v2’nin haberini de yaptıktan sonra 2 gündür forumda, irc’de ve diğer mecralarda bundan başka konu konuşulmaz oldu.
Bu tartışmalar sırasında en üzüldüğüm şey araştırmadan bazı fikirlerin ve şikayetlerin iletilmesi oldu. Simge setinin profesyoneller tarafından yapılması gerektiği söylendi(ki yapılıyor), kullanıcı görüşü ile alakalı testler yapılması gerektiği söylendi(ki yapılıyor), kullanıcı görüşü önemsenmediği söylendi(ki önemseniyor), psikolog ve sosyologlarla beraber yapılması istendi(bana kalırsa -bir psikolog olarak söyleyebilirim- buna gerek yok. Şu sebepten: iyi eğitim almış bir tasarımcı zaten renklerin, şekillerin, imgelerin vb insanlar ve topluluklar üzerindeki etkisini biliyor, bununla ilgili eğitimi almış oluyor.). Bunlar ve daha bir çoğu için forumda kısa bir araştırma(13 sn kadar) yapmak, sonuca ulaşmayı sağlardı oysa ki.
Forumun arama kutusuna “milky” yazıp ara dediğinizde gelen 2 haberden biri E-dergi 15. sayısının haberi. Neden? Çünkü Özgürlükİçin e-dergisinin 15. sayısında Milky’yi ortaya çıkartan Banu ÖNAL ile bir röportaj var. Ayrıca simge setinin oluşturulma aşamasındaki bilimsel deney ve araştırmalarla ilgili de açıklayıcı bir yazı bulunmaktadır.
Banu’yla yapılan röportajdan bir kaç soru aktarayım hemen:
Bu seçicilik zor olsa gerek. Düşününce, Türkiye tasarım açısından hem çok zengin hem de çok sorunlu bir ülke. Bir yandan kültür çeşitliliğinin yansıdığı bir ifade bolluğu, bundan doğan bir görsel zenginlik var. Öte yandan da bu birbirini duyamayan görsellikler nedeniyle biraz gözümüz kamaşıyor galiba… Tasarımcı kimliğinize sorsak, bu ülkede yaşamak, bu ülkenin kurumlarını, kavramlarını, insanlarını tanımlamayı, tanıtmayı, sergilemeyi deneyen ürünler ortaya koymak ne demek?
Pardus’ta yolumuzu bulmamızı, seçimlerimizi etkileyecek olan dili kuran kişi olarak, bu yolu nasıl tanımlarsınız? Pardus ile tanışmanız nasıl yaşandı? Aranız nasıl?
Pardus, UluDağ Projesi’nden Pardus ürününü hazırlayan, 1.0’ı çıkaran ekibe dönüşürken tamamen erkeklerden oluşan, futbol takımına benzeyen bir yapıya da dönüşmüştü. Şimdiyse (Pınar, Semen, Işıl ile birlikte) dört çift kadın eli değen bir Pardus’a hazırlanıyoruz. Sizce erkek egemen bir alan olmaktan çıkmak, program geliştirme ortamında, Pardus’un tasarımında bir şeyler değiştirir mi?
Pardus 2009 ile birlikte, daha önce ufak bir göz atma olanağı bulduğumuz yeni simge seti Milky’yi iş başında görebileceğiz. Bir simge seti nelerle oluşur, hangi sınırlara sahiptir ve yaratımı nasıl sürprizler içerir? Daha da toparlayarak sormayı denersek, 600’den fazla simgeyle yol göstermeye çalışmak. Milky (ya da Sütlü) nasıl ortaya çıktı?
Son olarak kendi fikrimi de belirtmek istiyorum. “Neden Linux? Neden Pardus?” diye sorulduğunda verdiğim ilk cevap “Özelleştirilebilir olması” oluyor. “Her bir birey birbirinden farklıdır” anlayışıyla eğitim almış bir psikolog olarak kişiselleştirmenin önemi çok fazla benim için. Bir işletim sisteminden, Linux dağıtımında vb herhangi bir yerde, ön tanımlı gelecek herhangi bir şeyin basit, doğal, anlaşılabilir olmasını beklerim. Ne onun “süper” olmasını, ne “sert” olmasını, ne de “herkesin beğeneceği(!) bir şey” olmasını beklemem, olmamalı da, hele son maddeye bakarsak olamaz da! 1.5 yıl boyunca Milky’i kullandım, sevdim. Bayılmadım ama tatmin ediciydi. Son 2-3 aydır her hafta tema, simge seti ve arka plan değiştiriyorum. Bu süreçte Milky de gitti tabi. Herkesin zevkleri farklıdır. “Ön tanımlı” gelen simge setinin, temanın ya da arka planın basit, doğal ve anlaşılabilir olmasından başka bir şey beklemiyorum. Milky’i beğenmeyenler çoğunluktaysa, şöyle bir şey olabilir, arka plan ve temada yapıldığı gibi simge setinde de seçenekler sunulabilir. Tabi teknik yeterliliklere ve zaman yeterliliğine bağlı olarak zaman içerisinde olacak bir şey bu, hemen şu an olmasını isteyemeyiz. 2011 planları zaten neredeyse zamanlarını saniye saniye planlayarak yapılmış durumda. Geliştiricilerimize de anlayışlı davranmak, onlardan bize anlayışlı davranmalarını istediğimiz kadar olması gereken bir şey.
Bugün, çoğu “mark as read” diye giden rss temizleme işlemim sırasında çok tatlı bir tasarım ürününe denk geldim. Mats OTTDAL adında bir tasarımcı, süt ve meyve suyu kutularında kullanılabilmesi için 3 renkten oluşan bir tasarım yapmış. Tasarımın aynısını çıkartabilir miyiz diye düşünmeye heves bile etmedim, ama süt kutularının üzerinde görmeyi isterdim bu sevimli Tux’ları 🙂 Etkinliklerde, kutunun üzeri (ayaklar ve kollar olmasa bile) sevimli bir tux olan kutudan bir şeyler içmek eğlenceli olmaz mı?:)