Kategori: Eskiz

  • Yeni Şehrin Özlemi

    Aşk yeni bir şehirle tanışmak gibidir. Her adımı, her noktası ayrı bir heyecandır. Her saniyesi bir yeniliktir. İnsanı içine çeker adım adım, nefes nefes.

    Önce küçük adımlarla başlarsın, korkarsın bir anda ondan. Kendini güvensiz hissetsen de geri dönmeyi de istemezsin. Her sokağını tek tek dolaşıp havasını içine çekmek istersin. Her köşe başında ayrı bir heyecan yaşarsın. Bazen kötü noktalarla da karşılaşırsın, ama onlarla baş etmeyi öğrenirsin. Ya o noktadan bir daha geçmezsin, ya da o noktayı düzeltmek için uğraşırsın. Gece sokakları bir başkadır, gündüz bir başkadır. Rüzgarı bile başka eser. Tanımadığını hasta bile edebilir o rüzgar. Sıcak, sevecen davranır ama bir anda buz gibi gelir, çarpar ayazı. Hazırlıklı değilse yıkar insanı, dayanamaz. Ama ona da uyum sağlanırsa hiç bir dert kalmaz arada.

    Ama bir süre sonra o şehir de tanıdık olur insan için. Biliyordur sokaklarındaki çukurlar, köşe başlarındaki çocukları, havasını, suyunu. Eski heyecanını vermez olur bir yerden sonra. Aynı şeyleri yaşadığını hissedersin. Artık “yeni şehir” değildir senin için, sıradan bir yerdir. Tekrar eski heyecanları aramaya çalışırsın. Farklı bir gözle bakmaya çalışırsın. Bazı şehirler vardır ki sana sürekli yeni tatlar sunar, bazılarıysa bitti der bir yerden sonra. İşte o noktada yeni bir şehre gitmenin, yeni bir heyecanın içine girmenin gerekli olduğunu bilirsin.

    Ve bir bavul, bir sırt çantası alıp, belki de her şeyi geride bırakıp yeni bir şehre doğru yol alırsın. Son kez döner bakar mısın arkana belli olmaz. Bazı şeylerin geride bırakılması gerektiğini bilirsin çünkü. Geriye dönüp bakmak bazen istemeden de olsa orada kalmaya sebep olabilir.

  • Sessiz

    Sessiz bir dünyanın kapılarından içeri adım adım giriyorum
    bu soğuk İstanbul gecesinde
    yalnızım her  zaman olduğu gibi,
    Kokun yine hasretliğimi hatırlatıyor soğuk gecede…
    kolların olmasa da
    olamasa da yine de…
    Hayalin benimle birlikte,
    resmin karşımda…
    İstanbul soğuk
    ben soğuk
    Ben sensiz…

  • Sadece

    kollarına uzanıp sadece kokunu çeksem içime
    sadece sen ve ben
    kapasam gözlerimi
    uzak diyarlara gitsem
    bir sen
    bir ben
    olmasa kimse
    kimse üzmese bizi
    kokun olsa içimde
    kokun olsa benimle
    bırakmasa beni
    gözlerinden uzak kaldığımda bile
    açsam gözlerimi
    kollarında yine
    sadece gözlerini görsem
    bana bakan
    beni gören
    beni seven gözlerine
    kaybolsam içinde
    unutsam her şeyi
    sadece sen
    sadece ben

  • Zamanın tik takları

    Hep bu tarz yazılar okurdum. Bir sürü psikolog bozuntusu çıkıp yazarlardı, şöyle olur böyle olur, bu kişilerin psikolojisi şudur, yok şöyle travmaları vardır.. Yok işte hiç biri, sadece tesadüf desem kim inanır şimdi.. Buna bile diyecek bir şey bulurlar bence “Freud için tesadüf diye bir şey yoktur, bunlar sadece bilinç altının yansımasıdır”..

    Aslında hak ettim bunları. Ben istememiş miydim o düzenli ve sağlam hayatı bozan, yeni şeyler yaşamak isteyen, macera arayan.. Hani bir listem vardı, “ölmeden öncesi yapılması gerekenler” diye, onları gerçekleştirmeye başladığım an bu sona ulaşacağımı bilmiyor muydum.. Kendi kendimi bu hale getirdim ben, o yüzden ağlamaya da hakkım yok, kimseye kızmaya da, kimseyi suçlamaya da..Ah, bu ilaçların tadı da iğrençmiş, ilaç üreticilerine de bir mektup yazıp bunu söylemeye vaktim olsaydı keşke..

    Artık bağımsız olacağım dedim, kimseyi dinlemeyeceğim, başım dik yürüyeceğim. Ah evet, kesinlikle istediğim insan oldum o konuda. Etrafımdakiler ufak bir öneri bile verseler bunu kendime tehdit olarak algılayıp aksini yapmaya çalıştım hep. Şimdi fark ettim de asıl bağımlılık bu olmuş.. Ama yine de içimden geleni yapmamı engellememiş bu. O gece bardaki çocuklara bira ısmarlatmadım mı sırf nasıl bir his olduğunu anlayabilmek için. Salak, gecenin sonuyla ilgili ne hayaller kurmuştur kim bilir. En sonunda telefon numarasını verirken kurduğu hayaller, benim o numarayı sokakta gördüğüm ilk adama kendi numaram gibi vermemle son bulmuştur sanırım.. Bu kırmızı renkli hapların tadı güzelmiş aslında, onu sona saklayayım o zaman, tatlı olsun..

    Tesadüftü her şey belki..Oysa günün başında böyle bir planım da yoktu. Hiç de fena bir gün değildi. Ama sonra.. Nedense içime bir sıkıntı girdi, yanımda kimse yoktu son zamanlardaki gibi. Bir arkadaşımı kahve içmeye çağırdım, eski sevgilisiyle buluşacakmış, ekti beni.. Oysa ne de güzel anlaşıyorduk, belki bir şeyler bile hissediyor olabilirim ona karşı, bu kadar kızmama neden olan da bu belki. Peki ya erkek arkadaşım dediğim züppe, onun ne derdi vardı? Onu aradım, kilometrelerce uzaktan bana güzel bir şey söylesin diye. Cebimdeki azcık parayla uluslararası konuşma yapmayı bile göze aldım. Ama o, nasılsın bile demedi bana, sonra konuşuruz dedi ve kapattı. Seslere bakarsak çok da eğleniyordu o sırada, niye benimle uğraşsın dimi.. Başım dönmeye başladı sanırım.. Şu kırmızıların tam vakti bence..

    Peki ya en yakın arkadaşım, her şeyim, bitanecik dostum.. Onun da mı işi vardı, aradım, sessiz konuşmalar ve kapatma çabaları..O sırada karar verdim sanırım bunu yapmaya.. Yok yok, en son büyük aşkımın sevgilisine yazdığı şiiri okumam beni buraya getirdi. Bu durumumun sebebi oydu, bilmese de..İlk görüşte aşktı, gökten iner gibi girmişti hayatıma, hiç olmayacak bir yerde, olmayacak bir zamanda, olmayacak insanların arasında.. Başta ben çekindim söylemeye, sonra o, sonra da işte sevgilisi.. Duyduğum an yıkılmıştım. Off mideme sancılar giriyor, böyle olmaması lazımdı, hani güzel bir uyku olacaktı.

    Her şey tesadüflerle oldu. Herkesin üst üste gelmesi, benim bağımsızlık hayalim, ama aynı zamanda tutkulu bağlılığım..Biri gitti biri geldi, adını bile hatırlamıyorum bazılarının.. Hayallerim vardı, elbet gerçekleştireceğime inandığım, tesadüfler üzerinden gidecek. Oysa tesadüfler bitirdi beni..

    Acılarım yok oldu, uyku bastırdı..Artık zamanı geldi sanırım.. Arkamdan kimse üzülecek mi acaba, belki tesadüfen bir yerden duyacaklar. “Deliydi ama iyi biriydi” diyecekler. Belki de hiç bilmeyecekler, tesadüfler buna izin vermeyecek. Oysa bilinçaltı..Aahh boş ver bilinci altını, ben gidiyorum, kime ne bundan..

    Hayat bir tesadüftür. Bir tesadüf sonucu spermle yumurta birleşebilir, bir tesadüf sonucu sorunsuz bir şekilde büyür, bir tesadüf onun çıkmasına yardım eder bu karanlık dünyaya, bir tesadüf ona hayatını yaşatır bir sürü tesadüfle karşılaştırarak.. Ve en sonunda bir tesadüf onu sonlandırır, biz ne kadar kontrol sahibi olsak da..

    İşte zaman geldi.. Hissediyorum.. Artık su altına dalmadan da ağırlıksız özgürlüğü yaşayacağım..Veya yaşayamayacağım.. Hadi şimdi açıklayın bakalım, tesadüf mü bütün bunlar değil mi.. “Bazen bir pipo, sadece pipo”…