Blog

  • Ufacıktım Tefeciktim..

    Kısa boylu oluşum mu, minyon duruşum mu yoksa başka sebeplerden midir bilmem ama olduğumdan küçük gözükürüm. Hem de öyle böyle değil. 18 yaşıma girdiğim yıl kadının biri bana 13 yaşında mısın diye sormuştu, kalanını siz düşünün.. Genelde benim somurtuk ifademden sonra “Aa ne güzel işte, yaşlandığında genç gözükeceksin” diyorlar.

    Tamam, yaşlandığımda daha genç gözükebilecek olabilirim, ama ya şu anda? Olduğundan küçük gözükmem kimseye inandırıcı gelmememe sebep oluyor. Bir şey dediğim zaman insanlar küçük görüp kaale bile almıyorlar.

    Bu işi yapacağım diyorum, sen kim yapmak kim diyorlar. Yapınca da hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar zaten. Kimseye, bir şeyleri başarabileceğime, bilebileceğime, yeteneğim olduğuna inandıramıyorum.

    Bugün eve eşya getirdiler monte etmek için. Annem de babam da yoktu. Adamın gelir gelmez ilk tepkisi “Bu dolap buraya sığmaz” oldu. Başta 5 dakika adamla bunu tartıştım. Kendi ellerimle ölçtüğümü, sığdığını anlatamadım. En sonunda kendi ölçtü de inandı. Bir süre sonra diğer adam “Bu yükseklik buna az, bu sığmaz buraya” dedi. Başladık bir de onunla tartışmaya. Onu hallettikten sonra bu sefer de başladılar “bu parke bunun sallanmasına neden olacak”.. Ne dediysem ne yaptıysam inandıramadım. Ve benim dediğim gibi hiç sallanmadı ama adam giderken bile “O sallanacak bak” demeyi ihmal etmedi.

    Buradaki sorun biraz da benim erkek olmamamla alakalı olabilir aslında. Sonuçta tamir işleri erkek işleri olarak görüldüğünden adam suratıma bile bakmamış olabilir. Ama ne olursa olsun karşısında inandırıcı bir pozisyona yükselemedim.

    Aslında daha aileme bile inandırıcı gelemiyorken başkasına nasıl gelebilirim bilemiyorum.. Çok da merak ediyorum, benim gibi olduğundan genç gözüken insanlar illa yaşından büyük işler yaparak mı kendilerini gösterebiliyorlar?

  • Kalbimi kırdın D&R !

    Geçen gün Taksim D&R’da dolaşırken bir anda çok heveslendim, kitap almak istedim. Oturup 3 5 kitap karıştırdım. En sonunda 5’ini almaya karar verdim. Ama sonra aklıma geldi ki İnternet sitesinde daha ucuza geliyor, aradaki karım da kargo parasını haydi haydi karşılıyor. Elimdeki kitapların listesini çıkartıp eve geldim.

    Yıllardır Ideefixe’den alırım kitaplarımı. Siparişimin ertesi günü kargoya verilir, en geç 3 gün içinde de elimde olur kitaplarım. Ama bu sefer D&R kartım da puan toplasın diye oradan alayım dedim. Siparişimi geçen hafta Cuma günü, öğlen saatlerinde verdim. Sonra siteden sipariş durumumu kontrol edeyim dedim. Ideefixe’den alışmışım, mail bile yollardı şu durumda diye. Sipariş sayfasında bilgilerin yarısı gözükmüyordu. Ayrıca kargodan takip edebilmem için kodu da vermemişlerdi. Kargonun İnternet sitesinden de takip edemedim.

    1-5 gün içerisinde kargoya verilir siparişiniz yazıyordu, hakikaten de dediklerine uydular, 5. günün sonunda kargoya verdiler kitapları! Sağ olsun kargom (Yurtiçi Kargo) hızlı da sabah 9 da arayıp kitaplarımı getirdiler. Bu sürede Ideefixe’den kitaplar gelirdi de, ben 2sini bitirmiş olurdum da…

    Bununla da bitmedi üstelik. Normal kitap boylarında idi kitaplarım, gelen kutu ise 10’larca kitap alabilecek büyüklükteydi. Neyse dedim, belki farklı bir sürpriz koymuşlardır içine. O büyük kutunun içinden 1 kutu daha çıktı. Araya da kocaman karton koymuşlar boşluğu kapasın diye. Dedim biri kargonun, biri de D&R’ındır herhalde (Ideefixe eskiden öyle gönderiyordu, artık kağıttan tasarruf kendi kutusuyla gönderiyor sadece) dedim. Kutuyu açtım, ve “hiçbir şey” ile karşılaştım! Ne olduğunu anlamaya çalışırken kutuyu kaldırdım ve aradığımı en sonunda gördüm. Benim kitaplarımı 1 poşet içine koyup en büyük kutunun dibine koymuşlar ! Bu kadar kutu, bu kadar karton, bu kadar kağıt.. Küresel ısınma veya çevre kirliliği, geri dönüşün gibi şeyler duymamışlar sanırım.

    Dağ fare doğurdu tam olarak, haftada en az 3 kere gittiğim D&R’a bütün sıcaklığımı kaybetmiş gibiyim..

  • Dostlar dostlar..

    Ne çok özlemişim yazmayı.. Kafam inanılmaz dolu, boşalması lazım. Aslında yazmak için sınavların bitmesini bekleyecektim. Ama bugün bir istisna oldu. En zor sınavlarımdan birini çok iyi bir şekilde verdim.

    Ders Türk İşaret Dili dersi. Senenin başında büyük bir istekle almıştım. Herkes bu konuda bir istek duyar tahmin ettiğim kadarıyla. Sağır insanlarla konuşabilmek çok güzel bir his çünkü. Üstelik bölümümü de düşündüğümde konuşamayan ve duyamayan insanlara psikolojik destek vermek çok hoş bir duygu olacaktı. Ancak ben bölümümden de soğuduğum gibi bu dersten de soğudum. Vize sonrası hiç derse girmedim, oysa tahmin edilebildiği gibi görsel bir dil ve derse girmek zorundaydım. Ama final inanmayacağım kadar iyi geçti. Öğrendim ki vize de iyiymiş, oh yani:)

    Başlıkta değindiğim ayrıntılara gelmek istiyorum. Bugün uzun zamandır görüşmediğim dostlarımla görüştüm. Şans eseri onlar da gelmişler okula. Dost kavramı apayrı bir şey.. Uzun zamandır görüşmeyince hele daha iyi görüyorsun.. Bir de mezun oluyoruz ya, belki de son görüşmelerimiz.. Özledim ve özleyeceğim sanırım..

    Şu anda da Tamirane’de oturmuş arkadaşlarımla içiyorum. İşte hayat bu diyorum ve dostların değerini vurguluyorum…

    Tamam kabul ediyorum, daldan dala bir yazı oldu ama kafam da bu yazı kadar daldan dala durumlarda…

  • PostCrossing

    Hep yakınırız, zaman eski zaman değil diye. Eskiden ne güzel mektuplar yazar, bir de ucunu yakar, dört gözle postacıyı beklerdik, şimdi ise faturadan başka bir şey gelmiyor diye. İşte size çok güzel bir çözüm. Postcrossing!

    Postcrossing, uluslararası bir posta servisi. Daha doğrusu kartpostal servisi. Öncelikle sisteme üye olup adresinizi giriyorsunuz. Sonra da size ilk başta sunulan 5 kişilik kontenjanın adreslerini alıp birer kart atıyorsun onlara. Veya çok istersen bir mektup yazabilirsin ama asıl amaç kartpostal. Sen bir ülkeye gönderiyorsun, sana bam başka bir noktadan geliyor. İstersen tabi karta kendi bilgilerini de yazıp iletişime geçebiliyorsun da.
    İlk başta biraz panik yaptım aslında. Nasıl bir kart seçmeliyim, ne yazmalıyım, nasıl yazmalıyım.. Sonra işin doğallığına kendimi bırakıp içimden gelenleri yazmakla başladım. Zaten bir süre sonra ne yazılır nasıl yazılır kendiliğinden öğreniyorsunuz. Tabi bir de başka ülkelerden kart almanın verdiği güzel duygu var. İlginç yerler ve kişiler tanıyorsunuz.
    Bu site sayesinde anladım ki bizde artık kartpostal devri bitmiş. Bulabildiklerim sadece turistler için yapılmış türkiye logolu olanları. Hani neredeyse askerler için olanlarından bile kalmamış. Bulabildiklerim de PTT’lerin çok yakınında bir kırtasiyede veya ben her şeyi satarım diyen kitapçılardaydı. Bulabildiklerim pek içime sinmese de elimden gelenin en iyisiydi. Bundan böyle eskicilere bakmam lazım sanırım bulabilmek için. Ayrıca insanlara bir kart göndermenin hiç de zor veya pahalı olmadığını gördüm. Yurt dışına sadece 80 kuruş. Bayramlarda veya özel günlerde sevdiklerinize basit bir sms yerine bir kart atmak daha cazip olmalı artık..