Kategori: Blog

Ne yaşıyorsam kendime yaşıyorum..

  • Tedavi Zordur

    Tedavi hakikaten zordur. Daha en baştan başlar zorluk. Hastalık bulaşırken, damarlarınızda yavaş yavaş dağılırken. Vücut acı çekmeye başlar, başta ne olduğunu fark edemez. Nerenin problemli olduğunu, ne yapacağını bilemez. Sonra daha da zorlaşır her şey, kendi olamaz artık. Ve fark eder ki doktora gitmesi gerekmektedir.

    Doktora gitme ilk adım gibi gözükse de daha başlamamıştır bile süreç. Doktor araştıracaktır, inceleyecektir, belki de problemin üzerine parmak basarken daha çok acıtacaktır. Ama sonunda problemin kaynağını bulup çözümünü sunar önünüze. Ama süreç hala başlamamıştır bile.

    Ve tedavi süreci gelir. İlaçlar, destekler, tedavi edici dış etkiler. Bu o kadar da kolay olmaz ama. En zor kısmıdır. O ilaçların seni tedavi etmesi gerekirken daha da zarar verir aslında. Yan etkileri, etkilerinden daha çoktur hep. Bazılarının yan etkisi, tedavi etmeye çalışılan şeydir hatta. Mide bulantısı için kullanılan ilaçların hepsinin yan etkisi yine mide bulantısıdır..

    Acı çekmeden, zarar görmeden tedavi olmaz yani..  Birini düzeltirken hep birileri bozulur. Bazı şeylere, diyetini ödemeye razıysak başlamalıyız..

  • Gülünün solduğu akşam, işte bu akşam..Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun

    Bizim Deniz

    En uzun koşuysa elbet
    Türkiye’de de Devrim
    O, onun en güzel yüz metresini koştu
    En sekmez luverin namlusundan fırlayarak …
    En hızlısıydı hepimizin,
    En önce göğüsledi ipi…
    Acıyorsam sana anam avradım olsun
    Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…

    Can Yücel

  • O Kız Seni Sevmese De..

    dün gece bekledim seni evinin önünde
    görmek istedim son bir kere
    vedalaşıp gidecektim askere

    çıkmadın;
    benim için pencereye çıkmadın
    bir kez olsun gözlerime bakmadın
    nedense sen beni hiç takmadın

    fark etmez o kız seni sevmese de fark etmez
    o kız sana bakmasa da fark etmez
    kardeşlerin seni asla terk etmez…

    Bu nedir diye sorarsınız şimdi. Ne askere giderim ne bir şey.. işin aslı şu, bu Beşiktaşın bir marşı. Neden yazdın derseniz neden bilmem ama beni çok duygulandıran bir marş bu.. işte aşk, işte Beşiktaşk dediğim bir marş..

  • Yeni doğan bebek korkusu!

    Bugün şans eseri şu yazıya denk geldim ve bir anda yıllar öncesine gittim. Kardeşimle aramda 12 yaş var. O doğduğunda orta 1’deydim. Sezaryen olduğundan doğum anı ve saati önceden belliydi. Aylarca büyük bir heyecanla beklediğim o an gelmişti en sonunda. Aynı gün okulda dans yarışmamız vardı ve arkadaşlarımla katılmıştık. Dans gösterimizin hemen ardından babam beni alıp hastaneye götürdü(1. olamamıştık ama derece almıştık sanki:) ) Annemi ameliyathaneye geçirdikten sonra kapının önünde biraz benim doğumum hakkında konuştuk.

    Beyazlara boyanmış bir bekleme alanı, dışarı açılan bir pencerenin önünde iki koltuk ve bir sehpa. Bir yanda doğumhanenin kapısı, diğer tarafta bebek odasının olduğu bölüm. Yani doğumdan çıkar çıkmaz görecektik onu. İsim koymadan önce de ona hitap edebilmek için “nokta” adını koymuştuk kendisine:) Babamla onun ilk anlarını kaydetmek için kamerayı ayarlamaya çalışırken bir anda doğumhanenin kapısı açıldı…

    Aylarca beklenen ve hayali kurulan, o küçük sevimli tatlı kardeşimi görmek üzereydim. Ama onu ilk gördüğüm an, 12 yaşındaki küçücük bir çocuk için inanılmaz bir yıkımdı!

    Yeşil ameliyat bezinin ortasında, hala vıcık vıcık bir şeylerle kaplı, mor renkli, inanılmaz derecede yüksek ve kendini yırtar bir şekilde çıkan bir ağlama sesi, buruş buruş ve sesini çıkartmak için kasılmış bir vücut..

    O anda o kaydı yapabilmiş miydik inanın hatırlamıyorum, ama eminim ki şu an bile yeniden görmek istemem! Şu anda kendisini çok seviyorum, ama itiraf edeyim, o dönemde ondan biraz korktuğum ve sevmediğim doğrudur:)

    Tabi o halde fazla göremedim, saniyeler içerisinde bebek odasına götürdüler, annem de bir süre sonra baygın bir halde odaya getirildi. Bizim ufaklık bir güzel yıkanıp giyindikten sonra tekrar yanımıza geldi. Ve işte o anda ancak gerçek yüzünü görebildik:)

    “Yeni oyun arkadaşı”, “Bak sana hediye getirmiş”, “Aaa o senin kardeşin ama” gibi şeylerle çocukları kandırmak yerine bazı şeyleri önceden anlatıp çocukları hazırlamak gerekiyor. O an yaşadığım hisler kalıcı olsaydı şu an çok büyük problemler yaşıyor olabilirdik..