Android kullanan erkek daha mı çekici?

Geçen gün oturmuş muhabbet ederken konu döndü dolaştı teknolojik oyuncaklara geldi. Bir grup kadın olarak konuyu çevirip erkeklere bağlamayı da bildik elbette 🙂

Gruptan çıkan sonuca göre;

  • iPhone kullanan erkek havalı görünmeye çalışan telefonun diğer özelliklerine dikkat etmeyen kişiler. Sevgililerini de rahatlıkla daha güzel ya da daha popüler birini bulduklarında değiştirebileceklerinden güvenilmezler.
  • Blackberry kullanıcısı erkek büyük ihtimalle şirketin verdiği telefonu kullanan bir işkolik. Özel hayatıyla iş hayatını ayırıp kendine telefon almıyorsa sevgilisine de düzgün vakit ayıramaz.
  • Android kullanıcısı erkek ne kullandığını iyi bilen, çok araştırmış ve incelemiş, sorunlarla da başa çıkabilecek kadar sabırlıdır. Sevgilisini de iyice inceler seçer ve bu yüzden de daha az sorun yaşar, çok sever ve kaprislerine daha kolay katlanır.

Bu sebeplerden en iyi sevgili modelinin, Android kullanıcısı erkekler olduğuna karar verdik 🙂

2 dakikalık kahve muhabbetinde biz bunları çıkardık ama ben diğer insanların ne düşündüğünü merak ediyorum. Örneğin erkekler, kadınların telefonundaki işletim sistemi hakkında ne düşünüyor? Kadınlar, sizce bu tespitler doğru mu? 🙂

Abercrombie and Fitch Models

Görsel kaynağı

Hatta bir de videosu 😉

Water kisses

Yağmurda gerçekten ıslanmak istediniz mi hiç? Gerçekten buna ihtiyacınız olduğunu hissettiniz mi? Peki ya sadece bir duş alıp kendinize gelmeyi..

Damla damla damla sorunlarınızı akıttığınızı hissettiniz mi? Bin yıllardır tedavi amaçlı kullanılan suyun içinizi de temizleyip aktığını iliklerinize kadar hissettiniz mi?

Şarkı diyor ki;

I send you water kisses
To bathe your body and soul

I love you cat!

Jamie: I love you.
Maggie: What?
Jamie: I’ve never said ‘I love you’.
Maggie: You never said ‘I love you’?
Jamie: No.
Maggie: You never said it to your parents?
Jamie: …no..
Maggie: You never said it to your brother?
Jamie: Ugh…
Maggie: Oh Jesus, you’re more fucked up than I am… Umm… I once said it to a cat…

A cat? Of course a cat! You should definitely say “I love you” to a cat! Who the f*ckin one that deserve this more than a cat?

Love a cat

Alıntı: Love and other drugs

Tanrı aslında sever hepimizi

Kaçarı yok, her kötü şey başımıza gelecek.. Umarım ki gelir hatta. Ancak böyle bir şeyleri “gerçekten” anlayabiliyoruz çünkü.. O hisleri yaşamamız gerekir en derinlerine kadar.

Acıysa acı, sevgiyse sevgi, nefretse nefret, aşksa aşk.. Acının bile güzel olduğunu, size bir şeyler kattığını, içinizde bastırmaktan daha güzel olduğunu gördüğünüz an her şey daha iyi olacak.

Geçecek. Hepsi geçecek. Hepimiz çok daha güzel günlere uyanacağız. Ama şu an bunları yaşamanız lazım. Her şeye rağmen. Her zaman. Hep!

İstanbul kafasında bir kadın

Hayat kadına her yerde zor.. Ama söz konusu İstanbul olunca daha bir zor. Güvenli sandığınız yerde bile öyle şeyler görüp yaşıyorsun ki sağ gösterip sol vuruyor sana..

Yine de İstanbul’da hayatta kalabilen bir kadın, hayatta her şeye göğüs gerebiliyor. Gün gelir de tökezlese bile, dibe vursa bile nasıl kalkması gerektiğini öğreniyor, nasıl çabalaması gerektiğini, nasıl tekrar sevmesi gerektiğini..

Ağlarken gülebilmeyi, zordayken dik durabilmeyi, hep kaybetsen de tekrardan sevmeyi öğretiyor İstanbul..

Ağlamak mı ağlamamak mı?

Bir psikolog olarak insanların kendilerini açıkça ifade etmesi, içinde tutmaması üzerine telkinler veriyorum. Çok klasik gibi gözükse de aslında karmaşık dediğimiz bu insan denen varlık çok basit temellere oturuyor.

Dışavurulmayan her bir parça içeride kartopu etkisiyle büyür ve sadece size değil çevrenizdekilere, hatta ilerideki nesillere bile zarar verir. Günümüzde birçok hastalığın psikosomatik olduğu biliniyor. Kanser hastalığında bile ilaç tedavisinin yanı sıra özellikle kişinin psikolojik durumunu destekleyecek etkinliklere ve çalışmalara önem verilmesi boşuna değil.

En net duygu dışavurumu da göz yaşları ile oluyor maalesef. Kimilerine göre zayıflık olarak kabul edilen bu göz  yaşlarının dışarıya akması çok daha sağlıklı bir durum aslında. Bilimsellikten uzak ama betimlenerek daha iyi anlaşılabilecek bir tanımlama yapmak gerekirse, dışarı akıtamadığınız her göz yaşını içinize akıttığınızı varsayabilirsiniz. Ve içinize akan göz yaşlarının da orada bir yerleri kireçlendirdiğini, taşlaştırdığını düşünebilirsiniz.

Sert ve duygusuz gözüken çoğu insanın geçmişine bakıldığında çevresel ya da içsel sebeplerle dışa vurulamamış bazı durumların bastırılması ve bu baskının devame debilmesi için bu tavrı seçtikleri görülebiliyor.

Etrafınızda ağlayan birileri varsa bunu onların zayıflığına değil gücüne verin. Asıl zayıflık bastırmaktır. Karşınızda biri ağlarken siz hiçbir şey yapmadan durabiliyorsanız, sadece yanında durulmasına ihtiyacı varken bir de siz yoruyorsanız, zaten o kişinin etrafında daha fazla durmayın. Siz ağlarken karşınızdaki böyle davranırsa onu hayatınızdan çıkarmakta tereddüt bile etmeyin.

Tear

Görsel: Khalid AlHaqqan

Kedilerden bile nefret edecek kadar

Sen hiç öldün mü?

Ben bir kere öldüm. Çığlık çığlığa, bağıra çağıra, ama içimden.. Kimse duymadı çığlıklarımı benden başka. Göz yaşlarımı görenlerse bir şey yapamadılar.

İçim yırtıldı acısından. Bir parçası değil, tamamı gitti geri dönmemek üzere. Bir şey kalmadı içimde, hepsi parçalanıp kopup gitti..

Öldüm ben bir kere. Nasıl nefes alınacağını bile bilmiyormuşum tek başına. Nefes almayı beceremedim. Boğuldukça daha çok öldüm. Elimi ayağımı nereye koyacağımı bile bilemedim. Nasıl adım atılıyordu, nasıldı koşmak her şeyden kaçarmış gibi.. Ben ölünce koşup kaçamadım bile..

Sen hiç öldün mü bir başına? Çığlık çığlığa bağırmak isterken içine akıttın mı bütün hislerini. Göz yaşların içine sığmayıp taştı mı gözlerinden hiç? Nefesin ciğerine ulaşamadan yok oldu mu?

Hayat boş geldi mi sana? Ama öyle böyle değil, ne yapacağını bilmez gibi değil.. Bom boş.. Bir hiçlik yığını gibi. Her şeyi yapmış olsan da hiçbirinin bir anlamı yokmuş gibi hani.

Sen hiç öldün mü güneşin batışına doğru? En güzel manzaranın en büyük kabusun haline gelmesini izleyerek. Attığın her adımda aklına geçmişten bir şeyler gelip seni daha da boğdu mu hiç? Hafızanın en nalet kısmı, koku hafızası öldürdü mü seni hiç olmadık bir anda.. Ayakta duramayacak hale getirip dizlerinin bağını çözdü mü? Sen hiç ayakta duramayacak hale gelip yere kapanacak kadar öldün mü?

Söylesene bir, sen hiç kedilerden bile nefret edecek kadar öldün mü?