Kategori: Blog

Ne yaşıyorsam kendime yaşıyorum..

  • Yeni doğan bebek korkusu!

    Bugün şans eseri şu yazıya denk geldim ve bir anda yıllar öncesine gittim. Kardeşimle aramda 12 yaş var. O doğduğunda orta 1’deydim. Sezaryen olduğundan doğum anı ve saati önceden belliydi. Aylarca büyük bir heyecanla beklediğim o an gelmişti en sonunda. Aynı gün okulda dans yarışmamız vardı ve arkadaşlarımla katılmıştık. Dans gösterimizin hemen ardından babam beni alıp hastaneye götürdü(1. olamamıştık ama derece almıştık sanki:) ) Annemi ameliyathaneye geçirdikten sonra kapının önünde biraz benim doğumum hakkında konuştuk.

    Beyazlara boyanmış bir bekleme alanı, dışarı açılan bir pencerenin önünde iki koltuk ve bir sehpa. Bir yanda doğumhanenin kapısı, diğer tarafta bebek odasının olduğu bölüm. Yani doğumdan çıkar çıkmaz görecektik onu. İsim koymadan önce de ona hitap edebilmek için “nokta” adını koymuştuk kendisine:) Babamla onun ilk anlarını kaydetmek için kamerayı ayarlamaya çalışırken bir anda doğumhanenin kapısı açıldı…

    Aylarca beklenen ve hayali kurulan, o küçük sevimli tatlı kardeşimi görmek üzereydim. Ama onu ilk gördüğüm an, 12 yaşındaki küçücük bir çocuk için inanılmaz bir yıkımdı!

    Yeşil ameliyat bezinin ortasında, hala vıcık vıcık bir şeylerle kaplı, mor renkli, inanılmaz derecede yüksek ve kendini yırtar bir şekilde çıkan bir ağlama sesi, buruş buruş ve sesini çıkartmak için kasılmış bir vücut..

    O anda o kaydı yapabilmiş miydik inanın hatırlamıyorum, ama eminim ki şu an bile yeniden görmek istemem! Şu anda kendisini çok seviyorum, ama itiraf edeyim, o dönemde ondan biraz korktuğum ve sevmediğim doğrudur:)

    Tabi o halde fazla göremedim, saniyeler içerisinde bebek odasına götürdüler, annem de bir süre sonra baygın bir halde odaya getirildi. Bizim ufaklık bir güzel yıkanıp giyindikten sonra tekrar yanımıza geldi. Ve işte o anda ancak gerçek yüzünü görebildik:)

    “Yeni oyun arkadaşı”, “Bak sana hediye getirmiş”, “Aaa o senin kardeşin ama” gibi şeylerle çocukları kandırmak yerine bazı şeyleri önceden anlatıp çocukları hazırlamak gerekiyor. O an yaşadığım hisler kalıcı olsaydı şu an çok büyük problemler yaşıyor olabilirdik..

  • Biraz Cesaret Alabilir Miyim?

    Nasıl denir nasıl başlanır.. Hiç zorlamadan olaya gireyim: Nasıl bir insansınız siz kardeşim?!

    Biraz ağır mı oldu ne? Şöyle diyelim: Siz aslında var mısınız?

    Yok yok böyle de olmuyor. Amacım şudur aslında: Cesaretsiz insanları hayatımdan silmek..

    Cesaretsiz dediysem öyle paraşütle atlayamayan, tüplü dalış yapamayan falan insanlar değil, kendileri olamayan insanlar.

    Geçenlerde bir arkadaşım, arkadaş aracılığıyla biriyle tanışacaktı. İkisi de birbiriyle uzun zamandır İnternet aracılığıyla konuşan kişiler, ilk defa da görüşmeyecekler yani. İki medeni insan gibi baş başa buluşmak istedi arkadaşım. Ama karşı taraf bunu kesinlikle kabul etmedi, öyle şey mi olur dedi. Daha doğrusu aradaki arkadaşları dedi(onlara neyse). 55 kişinin katıldığı bir buluşmayla görüştüler sonunda ama sizin de tahmin edebileceğiniz gibi arada bir şey olmadı, daha doğrusu olamadı. Araya giren arkadaşlar da bunu abartarak ikisinin arasını yapmaya çalışırken arasını açtılar. Ne vardı yani iki medeni insan gibi buluşsalardı. Ne olacaktı ki? Olmadı mı, arkadaşça, veya iki medeni insan gibi ayrıl, olsun bitsin. Ne yani olmadı diye ikisi de bunalıma girip intihar etmeyecek ya…

    Ha bir de uzuuun uzuuunn bakıp sonra hiçbir şey yapmayan insanlar da var. Klasiktir, kız ve oğlan birbirlerini beğenir, bakışırlar, sonrasında da hiçbir şey olmaz.. Niye olmaz? İşte beni deli eden nokta. Ya kardeşim, madem beğendin, saatlerce veya günlerce bakıştın, bakışma işi karşılıklı olduğuna göre karşı tarafta da bir şeyler var, e gidip konuşsana! Yok, ya reddedim derse, yok bilmem ne. Ya kardeşim, reddederse dünyanın sonu mu? Elbet değil…Sonra arkadaşlara anlatırsınız “Süper bir kızla/erkekle kesiştim” diye. E kesiştin de ne oldu a benim akıllım? Eline ne geçti? Belki de gidip konuşmayarak güzel bir beraberliği engelledin. Ama yok, ya reddedilirseymiş..

    Biraz cesaretli olun lütfen. Hayatınız yalnız sizin, yalnız siz onu kontrol edebilirsiniz. Ne ilk örnekteki gibi arkadaşlara bağımlı olun, ne de ikincisi gibi korkarak kaçmayım. Bir şey istiyorsanız peşinden koşun. Sonuna ulaşana kadar bir şeyler kaybedebilirsiniz, ama o da gülün dikeni olsun. Beğendiysen git ve al!

    Ha son olarak lafım dişi ırka: Her şeyi erkeklerden beklemeyin canım, istediğiniz elbisenin peşinden koşabildiğiniz gibi istediğiniz erkeklerin de peşinden koşun 😉

  • Yeni Pencere

    Ufacıktım tefeciktim içi dolu turşucuktum..

    Büyüdüm, okudum, en sonunda da mezun oluyorum. Artık bir dönem kapanıyor hayatımda. Artık ne öğrenciliğimin rahatlığı var, ne de gelecekle ilgili toz pembe hayaller..

    Artık kendi ayakları üzerinde durma zamanı geldi. Artık kimse bir şeyleri hazır edip önüme koymayacak.

    Cuma günü kep törenim var, tek dersim olsa da artık mezun sayılırım.. Eh bugün de ilk iş günümdü. Artık her şey daha farklı olacak..

    .
    .
    .
    .
    .
    .
    Alışverişe çıkmam lazım sanırım bu yüzden:))

  • Ufacıktım Tefeciktim..

    Kısa boylu oluşum mu, minyon duruşum mu yoksa başka sebeplerden midir bilmem ama olduğumdan küçük gözükürüm. Hem de öyle böyle değil. 18 yaşıma girdiğim yıl kadının biri bana 13 yaşında mısın diye sormuştu, kalanını siz düşünün.. Genelde benim somurtuk ifademden sonra “Aa ne güzel işte, yaşlandığında genç gözükeceksin” diyorlar.

    Tamam, yaşlandığımda daha genç gözükebilecek olabilirim, ama ya şu anda? Olduğundan küçük gözükmem kimseye inandırıcı gelmememe sebep oluyor. Bir şey dediğim zaman insanlar küçük görüp kaale bile almıyorlar.

    Bu işi yapacağım diyorum, sen kim yapmak kim diyorlar. Yapınca da hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar zaten. Kimseye, bir şeyleri başarabileceğime, bilebileceğime, yeteneğim olduğuna inandıramıyorum.

    Bugün eve eşya getirdiler monte etmek için. Annem de babam da yoktu. Adamın gelir gelmez ilk tepkisi “Bu dolap buraya sığmaz” oldu. Başta 5 dakika adamla bunu tartıştım. Kendi ellerimle ölçtüğümü, sığdığını anlatamadım. En sonunda kendi ölçtü de inandı. Bir süre sonra diğer adam “Bu yükseklik buna az, bu sığmaz buraya” dedi. Başladık bir de onunla tartışmaya. Onu hallettikten sonra bu sefer de başladılar “bu parke bunun sallanmasına neden olacak”.. Ne dediysem ne yaptıysam inandıramadım. Ve benim dediğim gibi hiç sallanmadı ama adam giderken bile “O sallanacak bak” demeyi ihmal etmedi.

    Buradaki sorun biraz da benim erkek olmamamla alakalı olabilir aslında. Sonuçta tamir işleri erkek işleri olarak görüldüğünden adam suratıma bile bakmamış olabilir. Ama ne olursa olsun karşısında inandırıcı bir pozisyona yükselemedim.

    Aslında daha aileme bile inandırıcı gelemiyorken başkasına nasıl gelebilirim bilemiyorum.. Çok da merak ediyorum, benim gibi olduğundan genç gözüken insanlar illa yaşından büyük işler yaparak mı kendilerini gösterebiliyorlar?