Emlak danışmanları için Pinterest

Bugün Pinterest‘in farklı bir kullanım alanına daha denk geldim. Hakan Doğan isimli emlak danışmanı evlerini listelemek için Pinterest’i kullanmaya başlamış.

Projeden daireler, konut, takas gibi ayrı board’lar oluşturarak da evlerini kategorize etmiş. Bana güzel bir kullanım şekli olarak gözüktü. Şu anda az ev bulunuyor olsa da kullanım şeklini görebilmek için profilini ziyaret edebilirsiniz.

Biraz geliştirmek gerekirse, board’ların kapak görsellerine daha güzel fotoğraflar yerleştirebilir bence. Ayrıca Pinterest görsellik üzerine kurulu olduğundan fotoğraflar da daha profesyonel olsa güzel olurmuş. Belki Instagram‘da filtre eklemek güzel sonuçlar verir. Ayrıca sadece kendi ilanlarını paylaşmak yerine mimariyle, tasarımla, ev dekorasyonuyla ilgili bir kaç ilginç board oluşturmak hesabını daha takip edilesi yapacaktır.

Emlak danışmanları için %100 doğru mecra demek çok uygun gelmese de RE/MAX gibi büyük danışmanlık şirketlerinden böyle adımlar bekliyorum.

Gerçekten ne istediğini biliyor musun?

Müşterini “asıl” istediğini iyi anlamak gerekiyor.

Kediye mutluluk nedir diye sorsan ciğer demez, sıcacık bir kucakta okşanmak der.

Dilenciye mutluluk nedir diye sorsan çuvalla para demez, huzurlu bir evde rahat bir yatak der.

Kör birine mutluluk nedir diye sorsanız görmek demez, her bir rengi tek tek hissedebilmek der.

Önce müşterinin “gerçekten” ne istediğini öğrenin, sonra ona göre hareket planı yapın. İhtiyacı bisiklet olan birine araba satmaya çalışmak istemezsiniz değil mi?

Günü kurtarmayın!

Bir süredir depresyonda olan bir genç. Ailenin tepkisi:

“Çok sıkıldı tabi çocuk evde, hadi yazlığa gidelim sıkıntısı geçer.”

Yazlığa gidilir, çocukta bir değişme yok. Hatta fazla üzerine geldikleri için durumu da kötüleşiyor. Sürekli uyuyor kaçmak için.

“Bak açık hava iyi geldi, oksijenden uyuyor çocuk ne güzel.”

Yemeden içmeden kesiliyor, kilo vermeye başlıyor.

“Fazla kilolarını veriyor rejim yaparak, kendine geliyor işte çocuk ne güzel.”

İyice içine kapanıyor, kimseyle konuşmuyor, sürekli boşluğa bakıyor.

“Felsefeci olacak bizim çocuk, ne çok düşünüyor, çok zeki.”

Ve sonunda çocuk intihar ediyor. Aile şaşkın, hep aynı şeyi söylüyor:

“Çok iyiydi oysa, hiç sorunu yoktu, neden böyle bir şey yaptı hiç anlamadık. Kesin birileri aklına girdi zorladı çocuğumuzu.”

Günü kurtarmak için eldeki verileri istediği tarafa çekenler geleceği kaybediyorlar, farkında değiller.

“Aman canım, neler gördük biz, bunu da hallederiz elbet.”

Kedilerden bile nefret edecek kadar

Sen hiç öldün mü?

Ben bir kere öldüm. Çığlık çığlığa, bağıra çağıra, ama içimden.. Kimse duymadı çığlıklarımı benden başka. Göz yaşlarımı görenlerse bir şey yapamadılar.

İçim yırtıldı acısından. Bir parçası değil, tamamı gitti geri dönmemek üzere. Bir şey kalmadı içimde, hepsi parçalanıp kopup gitti..

Öldüm ben bir kere. Nasıl nefes alınacağını bile bilmiyormuşum tek başına. Nefes almayı beceremedim. Boğuldukça daha çok öldüm. Elimi ayağımı nereye koyacağımı bile bilemedim. Nasıl adım atılıyordu, nasıldı koşmak her şeyden kaçarmış gibi.. Ben ölünce koşup kaçamadım bile..

Sen hiç öldün mü bir başına? Çığlık çığlığa bağırmak isterken içine akıttın mı bütün hislerini. Göz yaşların içine sığmayıp taştı mı gözlerinden hiç? Nefesin ciğerine ulaşamadan yok oldu mu?

Hayat boş geldi mi sana? Ama öyle böyle değil, ne yapacağını bilmez gibi değil.. Bom boş.. Bir hiçlik yığını gibi. Her şeyi yapmış olsan da hiçbirinin bir anlamı yokmuş gibi hani.

Sen hiç öldün mü güneşin batışına doğru? En güzel manzaranın en büyük kabusun haline gelmesini izleyerek. Attığın her adımda aklına geçmişten bir şeyler gelip seni daha da boğdu mu hiç? Hafızanın en nalet kısmı, koku hafızası öldürdü mü seni hiç olmadık bir anda.. Ayakta duramayacak hale getirip dizlerinin bağını çözdü mü? Sen hiç ayakta duramayacak hale gelip yere kapanacak kadar öldün mü?

Söylesene bir, sen hiç kedilerden bile nefret edecek kadar öldün mü?

Kim bilir

Hayalindeki sesler bazen o kadar gerçek gibi oluyor ki seni uykundan, yatağından kaldırıyor. Gerçek olmadığını görüp öteki tarafa dönüp uyumaya çalışmak da çok dokunuyor. Kim bilir, belki de açık camdan gelmiştir o kedi sesi.. Kim bilir..
kedi

Photo by netzanette

TeknoKedi’de neler oluyor?

Yaklaşık bir yıl önce büyük heyecanla başladığımız TeknoKedi maalesef ki son zamanlarda sessiz duruyor. Kapandı, kapanacak, öldü, bitti gibi söylemlere cevap olarak bir açıklama yapmam gerekiyor artık.

TeknoKedi artistanbul ve Felis Medya ortak yapımı olarak ortaya çıkmıştı. Aradan geçen sürede yaşanan bazı sıkıntılardan dolayı iki şirket de, farklı zamanlarda, TeknoKedi’yi bırakmaya karar verdi. Bunun üzerine en başından beri proje yöneticiliğini ve sonrasında genel yayın yönetmenliğini de yaptığım sitenin kapanmasına içim el vermediği için tüm sorumluluğu ve yükü üzerime aldım. Gerekli devir teslimlerin sonucunda da son bir aydır TeknoKedi tamamen benim sorumluluğumda.

Daha Fazlasını Oku