Bu asla veda değil!

seref bey stadı

Daha 12 yaşındasındır. Hayatı yeni yeni tanımaya başlamışsın. Bir gün baban elinde iki biletle gelir. Bu gece maça gidiyoruz der. Yıllardır tuttuğun takımın maçıdır, ama pek de heyecan duymazsın, alt tarafı bir futbol maçı dersin.
Serin sonbahar gecesi için sıkıca giyinilip evden çıkılır. Malum stada yaklaştıkça seslerin arttığını farkedersin. Ama küçücük yaşında pek bir anlam veremezsin bu insanlar neden bu kadar bağırıyorlar diye. Uzun sırada bekleyerek stada girersin. Sen küçüksün diye baban seni yeni açığın üst kısmına götürür. Sen hala şaşkın şaşkın etrafa bakıyorsundur. Bu insanlar ne yapıyor diye.
Sonra bir anda herkes sessizleşir. Ve aynı anda bağırmaya başlarlar. Korkarsın başta. Ama içinde ilginç, içini ısıtan bir his vardır bu bağırışlarda. Sonra yavaş yavaş başını staddan yukarı doğru kaldırırsın. Karşında muhteşem bir istanbul manzarası görürsün. Boğazın ışıl ışıl renkleri arasında sana el sallayan kız kulesi ve yanından geçen tekneler. Arka fondan gelen Beşiktaş marşlarıyla bir hayal alemine sürükler seni. Başını tekrar stada doğru indirdiğinde başlayan maçla beraber hayatında yeni bir dönem başlar. Artık bu staddan ve bu takımdan kopamayacağın bir dönem. Stadın büyüsü seni de içine çekmiştir artık ve bundan kurtuluş yoktur..
işte böyle bir yerdir İnönü Stadı..

Beşiktaş aşkımın başladığı an ile ilgili yazmıştım yıllar önce, hala okuduğumda gözlerimi dolduran, hala o sesleri kulaklarımda çınlatan ve her bir ayrıntısını hatırladığım o manzarayı gözümün önünde canlandıran.. Bu akşam stadımızın son gecesi, veda gecesi. 100. yılda okuldan çıkıp her maçına saatler öncesinden koşarak gittiğimiz, Ramazan’larda orucumuzu hep beraber açtığımız, tanımadığın insanlarla omuz omuza zıplayıp marşlar söylediğimiz, beraber içip beraber ağladığımız stadımız.. Ama bir yandan da, BU ASLA VEDA DEĞİL…