Bugün, çoğu “mark as read” diye giden rss temizleme işlemim sırasında çok tatlı bir tasarım ürününe denk geldim. Mats OTTDAL adında bir tasarımcı, süt ve meyve suyu kutularında kullanılabilmesi için 3 renkten oluşan bir tasarım yapmış. Tasarımın aynısını çıkartabilir miyiz diye düşünmeye heves bile etmedim, ama süt kutularının üzerinde görmeyi isterdim bu sevimli Tux’ları 🙂 Etkinliklerde, kutunun üzeri (ayaklar ve kollar olmasa bile) sevimli bir tux olan kutudan bir şeyler içmek eğlenceli olmaz mı?:)
Kategori: Özgür Dünya
Özgür yazılım, açık kaynak, Pardus, Özgürlükİçin ile ilgili dedikodular:)
-
Ben Giderim Adım Kalır!
Başlığı okuyanlar bir an korkmuş olabilirler sanki, hemen belirteyim, bir yere gittiğim yok:) Ama ya gidersem? Beni unutabileceğinizi hiç sanmıyorum. Forumun sağında solunda sürekli adımı göreceksiniz, adım peşinizi bırakmayacak:) Peki sizin adınızın da sitenin bir yerlerinde her zaman duracağını bilmek nasıl hissettirir?
Özgürlükİçin, binlerce sayfa görüntülenmesine sahip, Pardus‘un topluluk sitesi. Bir haber yayınlandığında, bir yazı yazıldığında, bir paket tanıtıldığında binlerce kişi bunları takip ediyor. Yani bunların sağında solunda bir yerinde adınızın geçmesi demek, binlerce kişinin sizi tanıması demek.
Bunun yanında bu işi yapmanın hazzı da var tabi ki. Bir şeyler yapıyorsunuz ve binlerce kişiye yardımcı oluyorsunuz. Babam yeni bir kamera alınca sağı solu çekmeye başladı, sonra da bunları birleştirmek istedi. Windows ile önce kameranın kendi programında denedi, sonra Movie Maker ile denedi ve başaramadı. Ben el attığımdaysa zorlandım. Sonra “Eminim ki bunun güzel bir özgür versiyonu vardır” dedim ve Özgürlükİçin’e baktım. Sonuçta Kdenlive programını buldum. Tanıtım yazısını 3 dakikada okumam sonucunda bütün videoları birleştirdim, aralarına efekt bile koydum. Babama Pardus’un ne kadar iyi olduğunu anlatırken de o tanıtımı yazan kişiye kucak dolusu teşekkürler göndermeyi düşünüyordum:) Boş bir anında yazdığı bu ufak tanıtım yazısı, kim bilir daha kaç kişinin hayatını kolaylaştırmıştır.
Biter Mi? Bitmez!
Psikolojik tatminle de bitmiyor ayrıca. 2010 yılına girerken, Özgürlükİçin ve E-dergi çalışmalarımızda bize yardımcı olan tüm destekçilerimize ufak bir yılbaşı hediyesi gönderdik. Paketin içinde tişörtten kupaya şapkadan rozete bir çok güzel hediye vardı. Hatta ben de hemen hepsini giyip bir fotoğraf paylaşmıştım🙂 Ya da Wiki Seferberliklerimiz sırasında bize destek olan yöneticilerimize Pardus yazılı güzel USB belleklerimizden göndermiştik. Ya da en çok güncelleme yazısı yapan arkadaşlara birer Pardus tişörtü göndermiştik. Tik tik tik diye gider bu liste..
Bize destek olmak hiç de zor değil aslında. Adınızın Özgürlükİçin’de gözükmesi için tek yapmanız gereken kısa bir sürenizi ayırmanız. İngilizceniz fena değilse ya da ben yazı yazmasını severim diyorsanız Ticket sistemimizden haber beğenip haberleri çevirebilirsiniz. Böylece haberlerin yanında adınız gözükür. Ya da bir oyun oynuyorsanız bunun tanıtımını yazıp paket tanıtımlarımızı arttırabilirsiniz. Ya da “Bu paket çoktan tanıtılmış.” diyorsanız üzülmeyin, güncelleme seferberliğimize katılın. Hem bu, yeni bir yazı yazmaktan çok daha kolay. Eski yazı, eski bir sürüm için yazılmış olabilir ve bir kaç güncelleme ile halledilebilir. Ya da sadece eski bir Pardus sürümüne ait görselleri vardır ve onların güncellenmesi yetecektir.
Görüldüğü gibi, Pardus’a katkı vermek hiç de zor değil. Üstelik size her an yardım etmek için hazır bulunan bir sürü yöneticimiz de var. Ee ne duruyorsunuz? Haydi pamuk eller klavyelere:)
-
Nerede Benim Arayüzüm?
Program yapmak zor mudur bilmem, bilmem de gerekmiyor sanırım. Yapan yapıyor sonuçta, ben de kullanıyorum. Ama bazı durumlar oluyor ki kullanamıyorum. Ve o durumda da bir şeyler bilmem gerekiyor, ve bunu da hiç istemiyorum haliyle. Buna sebep olan ise sanırım: Üşengeç programcılar!
Aylardır bir program için arayüz istiyorum: youtube-dl. Kime sorsam “Yaparız”, “Zaten yok mu”, “Onun yerine şunu kullan”, “Konsoldan hallediyorsun, ne gerek var” gibi cevaplar veriyor ve işin doğrusu beni sinir ediyorlardı. Hadi ben yapabiliyorum, bunu yapamayan o kadar çok insan var ki! Ben bile bazen ne yapılacağını unutup tekrar İnternet’ten araştırma gereği duyuyorum. Ama sonunda, bir cengaver çıktı ve aslında bunun ne kadar kolay olduğunu bana gösterdi.
Fazla bir şeye gerek yoktu zaten. Linkin yapıştırılacağı bir kutucuk ve indir düğmesi. Bu kadar minik ve basit bir şey için aylarca söylendikten sonra çözüm ne kadar mı sürdü: Çizilmesi 1 dakika, çalışır hale gelmesi ile 1.5 dakika! Bazı sorunları elbette ki olmasına rağmen bunun yapılmasının aslında ne kadar kolay olduğunu gösterdi bana.(Ve size..)
İndir düğmesindeki metin de bana özel bir şey olsun artık değil mi:) Bu sadece ne kadar sürede yapılabileceğini denemek için yapıldı, her hangi bir yere kullanım için konulmayacak. Tek amaç, ne kadar kolay olduğunu göstermek! Yakında şöyle bir kampanya başlatırsam şaşırmayın: “Arayüzsüz Paket Kalmasın” 🙂Bu şirin şeyle indirdiğim ilk videoyu da sizlere armağan ediyorum:) Bill Withers – Ain’t No Sunshine
-
Pardus Günleri ’10
Bilkent Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri ’10 tüm Pardus sevenleri bir araya getirdi. Bilkent IEEE Bilgisayar Topluluğu ve TBD Genç Ankara tarafından organize edilen etkinlik 23-24 Mart tarihlerinde gerçekleşti. PardusGünleri adresinden katılımcılar ve diğer ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir.
Gece geç saatlerde Ankara’ya varmamıza rağmen bizleri heyecanlı bir şekilde karşılayıp odalarımıza yerleştirdiler. Konakladığımız lojmanlar gerçekten çok güzel, hatta orada olduğumuzu öğrenen öğrenciler tarafından bile kıskanılan bir yeri varmış:) Organizasyon ekibinin sınav ve ödev dönemine denk gelmesi, onları biraz zorlasa bile canla başla bizimle ilgilenmeye devam ettiler. Hatta gece yarısına yakın bir saatte “açım ben” diye telefon etmeme bile ses çıkarmadan benimle ilgilendiler:)
Standımız 1 dakika bile boş kalmadı desek yeridir. Çok büyük bir ilgi ve alaka vardı. Daha da güzeli, gelip soru soranlar Pardus’un ne olduğunu değil daha ayrıntılı sorular soruyordu. Katılımcıların Pardus ile gerçekten ilgili bir grup olduğunu gösterdi bu da bize. Neredeyse bütün sunumlarda salon tamamen doluydu. Hatta bazı sunumlarda kenarlarda oturanlar bile vardı. İlk gün, Doruk FİŞEK “Linux Tarihi” konulu güzel bir sunum yaptı. UEKAE ekibinden Gökçen ERASLAN ve Bahadır KANDEMİR de çok güzel 2 sunum yaptılar. Sunumların soru-cevap bölümleri de gerçekten çok iyi sorularla geçti. Maalesef yapmam gereken başka işler olduğundan Özgür Yazılım Tartışmalarını izleyemedim. İkinci gün ilk sunumu, “64 Bit Pardus” konusunun anlatıldığı 3M ekibinin sunumuydu. Son sunum ise Ali IŞINGÖR ve benim yaptığım “Topluluklar ve Özgürlükİçin” sunumuydu. Gün içinde çok güzel sunumlar da vardı. Ancak 8. Podcast için röportaj kaydına gittiğimiz için hiçbirine katılamadım.
Ankara’ya gitmişken James Cook gibi çok güzel bir yeri tanıdım. Ankara’ya kısa süreliğine bile gitseniz mutlaka ufak bir içki veya atıştırma için uğramalısınız.
Bir seminer turunun daha sonuna gelmişken tekrardan organizasyon ekibine bizimle bu kadar ilgilendikleri için teşekkür ederim:)

