Kategori: Blog

Ne yaşıyorsam kendime yaşıyorum..

  • Gereksiz Bilgiler

    Kızılların, sarışın ve esmerlere oranla daha az hissetmesi ilginç değil mi? Beyin, fazla endorfin miktarını azaltmak için salgıladığı bir sıvıyı daha az salgılıyorlarmış. Böylece acıya daha az acı hissediyorlarmış.

    Yumurta yan dururken 2, dik dururken ise 10 kilo taşıyabiliyor. Çünkü kubbe gibi yapısı ağırlığı tabana gönderir.

    Esneme bulaşıcıdır. Ama bazıları için daha çok. Neden derseniz, esneme empati ile alakalıdır. Empati kurma yeteneği yüksek olanlar daha çok esner başkası esnerken.

    Kediler ne kadar yüksekten düşerse, yaşama şansı o kadar artarmış.

    Kızartılan mısırın içindeki su buharlaşır ve içindeki nişastayı şişirirmiş. Böylece mısır patlar ve zıplar.

    Atlar, sağ veya sola doğru yürümeye, depar atmaya eğilimlilermiş. Yani bir derce solak, salak.. Tüy şekli sağa doğru ise sağa eğimli, sola doğru ise sola eğimli denebilirmiş.( Bu tüyler burnunun hemen üstünde olanlar)

  • Ergenekon da neyse artık..

    Önce adı konulmadı, insanlar ortada bir iddianame bile yokken aylarca hapis yattılar. Sonra bir ad kondu “Ergenekon”. Bu sefer de ne olduğu sorunsalı çıktı. İnsanlar ne olduğundan o kadar bihaber halde idiler ki sağ sol fark etmeden herkes adının bir yerlerden çıkmasından korkar oldular. En sonunda olay öyle bir yere dayandı ki, ergenekon yüzlerce yıldır var dediler! Yakın tarihimizde çok önemli kırılma noktaları sayılan pek çok olay onlara bağlandı. Zamanında suçlu saydığımız pek çok siyasetçi bir anda suçsuz oldu! Geçenlerde uykusuz dergisi bir kapak yapmıştı. Yakın tarihin önemli siyasetçileri kol kola halay çekiyor “Aslında biz suçlu değilmişiz” diye!

  • Key caiz midir?!!

    Ödenecek mi ödenmeyecek mi, ne zaman ödenecek, kime ödenecek, ne kadar ödenecek, sana ne kadar verdi, ben nereye şikayet etmeliyim gibi akıllara zarar sorulardan sonra herkes kör topal bir şeyler aldı.. Peki rahatladı mı? Hayır!! Yeni sorular ve sorunlar lazım tabi..işte yeni sorumuz: Key ödemelerini almak `caiz` midir?

    http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=153586

    Şimdi devlet senden parayı zamanında kesmiş çatır çatır. E sonrasında karşılığında vadettiği evi de vermemiş, paranın da üzerine yatmış. Tabi kuzu gibi millet ses çıkartmamış. Olmuş ki birinin aklına gelmiş, dur yaa geri verelim bari demiş. Eh ne güzel işte, zamanında az aldığın parayı şimdi geri veriyorlar. Senin nerene battı ki fazladan gelmiş para, geri vermeyi düşünüyorsun ey kuzu? Ayrıca ne faizinden bahsediliyor? Zamanında 3-5 kuruş bir şey alındı, şimdi de bugünün parasıyla 3-5 kuruş mu istiyorsun? Hangi akla mantıklı gelir ki bu? Ayrıca adamların “karşılaştırıp aynı miktarı verdik” gibi deli saçmalarına da nasıl inanıyorsun ki? Al bak o zamanın parasına, bir de bak bu zamanın parasına, otur da hesap et bir.. O zaman senden kaç aylık maaş kesilmiş toplamda, şimdi verdikleri onun kaçta kaçı!! Adamlar zaten akla zarar bir şekilde az geri ödeme yapıyorlar, sen diyorsun faizmiş oymuş buymuş! Sanırım bu açlıktan karnı kazınan halkın değil de paraları nasıl geri alırız telaşı içine düşmüş hükumetin aklına gelmiştir.. Delinin biri kuyuya bir taş atmış.. Sanki otomatiğe bağlanmış olarak gelen zamlar ile paraları kat ve kat geri almamışlar gibi..

  • Blog Dünyası

    Nedir bu bloglar, ne demektir bloglamak? zamanın bize getirileri mi götürüleri mi? Bizim küçüklüğümüzde bırakın blog, İnternet, bilgisayar bile yoktu. Ateri sahibi olanları şanslı sayardık. Commander lere yetişemedim ama aterim vardı benim de. Biz de bağımlıydık ama bilgisayar gibi değildi. ateride en az 2 kişi oynardın. En az diyorum çünkü etrafınızda sizi izleyenler olurdu genelde. Sırayla eş değiştirerek oynardınız. zaten öyle bütün gün de oynanmazdı. bir süre sonra sıkılır, sokağa çıkardık. Oysa şimdiki çocuklar çok farklı. Sabah kalkar kalkmaz İnternet’in başına oturuyorlar ve akşam yatana kadar başka hiçbir şey yapmıyorlar. Arkadaşları olduğunu söylüyorlar, dostum diyorlar. ama hepsi bir avuç byte dan başka bir şey değil. Neredeyse konuşmayı unutacak zavallı çocuklar. Yüz yüze iletişim kurmayı beceremiyorlar, topluca oyun oynamayı beceremiyorlar. o yüzden “zamane çocukları” dediğimiz kişiler bu kadar “mızıkçı”. Gerçek hayatta da bir “delete” tuşu ile sorunlarını halledeceklerini sanıyorlar çünkü. En ufak sorunlarda bu yüzden takılıp düşüyorlar ve “bunalım”lara giriyorlar. Hayatları İnternet üzerinden gelişen bir nesile karşı nasıl dur denilebilir ki. Irc, mirc, icq, msn derken hayatlarını artık bloglar ile devam ettiriyorlar. Herkesin her konu ile ilgili en az bir blogu var. Hayatlarını tüm dünyaya açmış bulunuyorlar. Bunun bir getiri mi götürü mü olduğunu en kısa zamanda öğreniriz…