Kriz var mı yok mu, teğet mi geçti yoksa geçirdi mi, bunlar nedense hala tartışılır. Açık olan bir tek konu var: O da krizin parası olana yaradığı. Bakıyorlar sağa sola, milleti alışveriş yaparken görüyorlar, diyorlar ki kriz yok. Ama bakmıyorlar ki alışveriş yapanlar kim, ne alıyorlar.
Bir kere alışveriş yapanlara bakalım. Orta üst sınıf yapıyor alışverişleri, burası açık. Üst sınıf insanı zaten oldum olası rahat alışveriş yapabiliyordu. Kriz var yok onları zaten etkilemiyor ki. İstediklerini istedikleri zaman alıyorlar onlar zaten. Alt sınıflar oldum olası alamazlardı, artık hiç alamıyorlar. Krizi vuran kısım da onlar zaten. Eskiden lüksleri yoktu, bir yemeklerini alıyorlardı, artık onu bile zor alıyorlar. Orta sınıf en çok beli bükülen oldu herhalde. Psikolojik olarak bir statüleri vardı. Az çok lüksleri vardı, alım güçleri vardı, krediyle mrediyle alıyorlardı istediklerini. Ama şimdi alım güçleri bir anda düşünce bütün lüksten mahrum kaldılar. Attan inip eşeğe bindiler sanki. Ellerinde olanları da kaybettiler bu arada. Orta üst sınıf ise ellerinde belli gelirleriyle aynen kaldılar. Onlar da kayıp vermeliydi ama vermediler, neden, kriz onlar için geçerli olmadı çünkü.
Kriz dediler, alım düştü dediler, verdiler indirimi. Parası olana yaradı bu da. Araba alacak gücü yoktu, geldi indirim, 2 tane aldı. Ev alamazdı, fiyatlar düştü, 3 tane aldı. Elektroniği en lüksünden değildi, geldi indirim, tüm evi elektronikleştirdi. Bu kadar indirim bana sana değil ki, parası olana tabiî ki. Adamlar bin beş yüz liraya tüm beyaz eşya takımını veriyorlar. O indirime ihtiyacı olan adamın zaten cebi o kadar para görmemiş ki..
En son gelen indirim de KDV’ye olan, %18’den %8’e olan indirim. Bilgisayarı da kapsadı üstelik. Bugün yürürlüğe girerek 3 ay boyunca geçerli olacak. Bu fırsatı kaçırmadan 3 ay yemeyin içmeyin, gidin kendinize son model bir bilgisayar/laptop alın bence…
Kategori: Blog
Ne yaşıyorsam kendime yaşıyorum..
-
KDV indirimi !
-
Nil Kıyısında
Coğrafik bir yazı yazmıcam bu başlıkla. En ilginç sanatçı(evet kesinlikle sanatçı çünkü)larımızdan biri olan Nil Karaibrahimgil’den bahsedeceğim. Bilindiği gibi çok kısa bir süre önce yeni albümünü piyasaya çıkardı. Hepimiz bunu “seviyorum sevmiyorum” parçası ile öğrendik. hatta çıkmadan öğrendik ve hepimizin diline yerleşti her seferki gibi. Tam Nil’e göre kıpır kıpır, canlı, heyecanlı, çok güzel bir parça olmuş. Aynı zamanda klip de görür görmez “nil klibi” dedirtecek bir klip olmuş. Devamını acilen beklemekteyiz( 🙂 ).Albüm tasarımı da ayrı bir güzel canım. Böyle yem yeşil güzel bir şey. Zaten raflarda ararken (ki ben baya zor buldum, sadece 3 tane kalmıştı) öyle koca koca yazılarla Nil adını boşuna aramayın. İsimden başka bir şey olmayan şarkıcılar gibi yapmamış Nil. Yeşilli bir fon, üzerinde peri kızı misali Nil, böyle yüzer gibi, uçar gibi, güzel gibi. Üzerinde yine kendi tasarımı olan kıyafetlerle. En beğendiğim fotoğrafı da cd bölümünün altındakidir. Ayrıca kapakta ve şarkı sözleri kitapçığında da olan tüm fotoğraflar Cd’nin üzerine de basılmış. Hoş olmuş bence. Yeşermiş açmış saçmış.
Tüm bunların yanında en güzeli de, teşekkürler bölümünde the simpsons’ a teşekkür etmiş olması, tam Nil, her zaman Nil…
-
Tekerlekli Ayakkabılara Dikkat!
Çocuğunuz yoksa bile belki çevrenizde dikkatinizi çekmiştir. Yaklaşık iki yıldır sokakta alışveriş merkezlerinde ve hatta okullarda ayağında ayakkabılarla kayan birçok çocuk ve genç görülüyor. Türkiye de henüz kayıtlara geçmiş bir olay olmamasına karşılık ABD ve Avrupa’da birçok ülkede kamuya açık yerlerde kazaya yol açtıkları gerekçesiyle bu tür ayakkabılar yasaklanıyor veya yasaklanması gündeme getiriliyor.
İlk defa Amerika’da Patenci Roger Adams tarafından bulunan tekerlekli ayakkabıları, ilk kez Heelys adlı firma tarafından piyasaya sürülmüş ve firma bu ayakkabıları bir ürün olmaktan çıkarıp sosyal bir platform, hatta aktiviteleri düzenlenen eğlenceli bir spor haline dönüştürmüş. İnternette kurulan gruplarda tekerlekli ayakkabı meraklıları kayma yarışları ve turnuvalar düzenliyor. Paten ve kaykaya alternatif olarak tasarlanan bu ayakkabılar özellikle çocukların ilgisini çekiyor.
Heelys, bu ayakkabıları, çocukların hem eğlenip hem keyifle yürüyüp hem de bir spor yapabileceği sevimli ve çok işlevli, aynı zamanda da kaykay ve patenden daha güvenli bir ürün olarak pazarlıyor. Ayakkabıların uygun olmayan platformlarda tekerleksiz kullanılması Heelys tarafından önerilse de bu ürün yurtdışında birçok habere yasaklara ve araştırmalara konu olmuş durumda.
Amerika’da uyarı ve İngiltere’de yasak geldiİngiliz Yayın Kuruluşu BBC 8 Şubat 2007 tarihinde İngiltere de bir alışveriş merkezinin bu ayakkabılarla kayan çocukların, çarpışmalara ve kazalara yol açması nedeniyle alışveriş merkezi içinde kullanımını yasakladığı haberini yayınlandı. Haberde, alışveriş merkezi sorumlusu Gilmour Jones, “Alışveriş merkezine gelen bu müşterilerden ayakkabılarını çıkarmalarını istediklerini ve birçoğunun çoraplarıyla içeri girmek zorunda bırakıldığını” belirterek çok uzun süredir kaykay ve patenle girişe izin vermediklerini, şimdi de tekerlekli ayakkabıyla girişleri yasakladıklarını, içeride mağazaların vitrinlerinin olduğunu ve insanların yürüme hattı üstünde “kaza görmek istemediklerini” vurguluyordu.
25 Aralık 2007 tarihli Belfast Telegraph gazetesinde çıkan bir başka haberde ise Noel öncesinde 20 çocuğun bu ayakkabılar yüzünden hastanelik olup yaralandığı bildiriliyor. 6 Haziran 2007 FoxNews kanalının araştırma haberi sonucunda ortaya çıkan başka bir durum ise şöyle; “2005 -2007 yılları arasında tekerlekli ayakkabı kullanımı sonucu 1,600 kişi sakatlık yaşadı. Bununla birlikte Tüketici Ürün Emniyet Komisyonu sözcüsü Scott Wolfson “2005–2006 yılları içinde 64 ciddi yaralanma ve bir de ölümle sonuçlanan kaza meydana geldiğini açıkladı.”
Çocuk gelişimi açısından sakıncalı görülüyor
Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi (American Academy of Orthopaedic Surgeons) başkanı Dr. James Beaty, Tekerlekli ayakkabı kullanımının çocuk gelişimi açısından sakıncalı olduğunu, birçok kaza ve yaralanmalara sebep olduğunu vurguluyor. Bu ayakkabıları ailelerin almaması gerektiğini, çocukların kemiklerinin yaralanmalar sonucu zarar gördüğünü ve yürüyüş alışkanlıklarının bozulduğunu belirten Beaty, eğer çocuk kullanmakta ısrar ederse kask, dizlik, dirseklik takmadan kullanımına izin verilmemesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca bu ayakkabıları kullanan çocukların kalabalık yerlerde trafiğin olduğu sokaklarda kaymalarını n da engellenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Bu uyarılara karşılık Heelys Türkiye Genel Müdürü Emre Koç, bu akımın kendi ürünleriyle başladığını ve başarılarından dolayı pek çok taklitlerinin çıktığını söylüyor. Birçok ithalatçının ucuz ve kalitesiz tekerlekli ayakkabı getirerek bozulma ve yaralanmalara neden olduğunu dile getiren Koç, ayakkabılarının çocuklara zararlı olduğu iddialarını da kesin bir dille reddediyor. Dünya basınında çıkan bazı haberlerin aksine ABD Tüketici Ürün Güvenliği Komisyonu’nun (U.S. Consumer Product Safety Commission) 2006 yılında yaptığı açıklamaya göre: tekerlekli ayakkabılara oranla bisiklet ve kaykay kullanımının yüzde 30, scooterın yüzde 11 ve paten kullanımının da yüzde 10 daha fazla kaza riski taşıdığını anlatan Emre Koç, ayakkabının Türkiye’deki 1 yıllık geçmişinde bir tek şikâyet aldıklarını, bunun da kullanıcı tarafından uygunsuz şartlarda kullanımdan kaynaklandığını söylüyor.
Türkiye’de uzmanlardan bir açıklama yok
Tekerlekli ayakkabıların çarpma, düşme ve yaralanma yanında yürüyüş alışkanlıkları ve dolayısıyla ortopedik gelişim üzerine etkisiyle ilgili Türkiye’de henüz bir araştırma mevcut değil. Türkiye Pediatrik Ortopedi Derneği konuyla ilgili bir çalışmalarının olmadığını söylerken Tüketici Dayanışma Derneği’ne de bu ürün hakkında şimdiye kadar hiç bir şikâyet ulaşmadığı belirtiliyor. Çarpma, yaralanma, düşme gibi bazı olaylar okullarda ya da sokaklar görülüyor. Ancak tekerlekli ayakkabının sebep olduğu kaza ya da yaralanma durumları hastanelere veya derneklere bildirilmediği için ülkemizde bu konu hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor.
Özge Erel, SantralHaber,
11/11/08
-
Gossip Girl
Gossip Girl, cnbc-e nin yeni dizilerinden biri .Tabi yurt dışında yıllardır yayınlanan bir dizi. Bize gelmesi geç olsa da sevindirmiştir. Özellikle dedikodudan hoşlanan kızları:)
Diziden şöyle bir bahsetmek gerekirse, bir grup liseli zengin gencin hayatlarında olan olayları anlatmaktadır. Bunlar bizim liseli gençliğimize hiç benzemezler ama, baştan söyleyeyim.
Bunların aralarında geçen olayları da, kendine “gossip girl” diyen bir hatun blog sayfası üzerinden herkese duyurmaktadır. Zaten dizinin en bilinen kısmı da bu hatunun her yazısından sonra, ki dizi olduğu için sesli okuyor, “xoxo, i m gossip girl” demesidir.
Şu xoxo kısmını bilmeyenler olabilir. Sonuçta yabancıların kullandığı bir tabir. x öpmek, o kucaklamak anlamına gelir chat dilinde. xoxo da çokça öpüp kucaklamak gibi ilginç bir anlama geliyor. Bizim dilimize tam çeviremedim şahsen ben. Biraz cıvık bir kullanım olması ve bizim artık mektup gibi yazılı bir iletişimimizin olmaması bunun nedeni olabilir. Orada millet maille haberleşiyor, bizse sms atarak. E haliyle xoxo diyemeyeceğimiz için kısa kesip bitiriyoruz. zaten sms e de sığmıyor o kadar içtenlik.
Konumuza tekrar dönmek gerekirse dizi, özellikle hatunların ilgisini çekecek tipten. Bence bir kere izleyip denemek gerekir.
xoxo 😉