İçeriğe geç →

Bir Ubuntu Kullanıcısının UX Hevesi

Beni tanıyanlar bilir, linux maceram 2008’in Aralık ayında Pardus’u keşfetmemle başladı. Sonrasındaki 5 yıl da başka hiçbir şey kullanmadım. Yavaş yavaş geçtiğim Ubuntu ile de bu günlere kadar geldim. Şimdi gizlemeye gerek yok, arada Windows da kullandım ama her fırsatta kendimi Ubuntu’ya attım ve son 3 yıldır da kesintisiz olarak mutlu bir ilişkimiz var kendisiyle. Bir süredir de UX ile ilgileniyorum. Hem psikoloji geçmişim, hem yazılıma merakım hem de yeni arayışlara girmem sebebiyle piyasadaki online giriş eğitimlerinin çoğunu aldım diyebilirim :). Sıra uygulamaya gelince maalesef ki duvara çarptım!

Baktığım çoğu UX için önerilen uygulama ya “Mac only” ya da yanında bir de Windows uygulaması var. Linux kullanıcısı olarak ya Gimp, Inkspace kullanacağım ya da Wine gibi VD uygulamalarında kanser olacağım gibi gözüküyordu. Yine de bazı öneriler verebilecek kadar etrafı karıştırdım ve bunları toparlamak istedim.

1- MacBook alın!

Ben anladım, bu tarafta bir iş yapmak istiyorsan Apple girdabına girmen gerekiyor. Gelgelelim bir MacBook parasına yeni bir motosiklet aldığım için benim açımdan bu kapı tamamen kapalı. Bunun yanı sıra Windows neyse de Apple girdabı benim için gerçekten de hayatım boyunca uzak durduğum ve doğruyu söylemek gerekirse kullanamadığım cihazlardan oluşan bir ekosistem.

Bir de malum, gıcık bir insanım. Bir şeyin “doğru” bir yolu varsa neden o olmasın? Linux diye bir işletim sistemi varsa neden onda çalışan bir ürün olmasın. Türkiye’de iş yapan bir ürünün neden Türkçe dokümanları olmasın. Bu sebepten dolayı elbette ki MacBook almayacağım ve hayatımı bir şekilde devam ettirmeye çalışacağım.

2- Ne istediğinize emin olun

Kullanacağınız uygulamalar çok yüksek ihtimalle ücretli olacak. Öyle az buz da ücretleri yok. Bu işe girmekte emin değilseniz boşuna o parayı harcamayın bence.

Önce genel bir araştırma yapın, daha temel bilgileri öğrenin. Uygulama denemeleri için de öncelikle ücretsiz ve açık kaynak seçeneklerde kendinizi deneyin. Çok olmasa da birkaç tanesinin deneme sürümü de mevcut, onlara da bakabilirsiniz. Ama UX dünyasına girmekte emin değilseniz o paraları daha faydalı bir ürüne ya da eğitime yatırabilirsiniz.

3- Önce eğitim

Öncelik her zaman eğitim elbette. Burada benim UX konusundaki bilgim sadece sağdan soldan farklı projelerde ucundan duyduğum kadarıyla olduğu için hiç bilmiyormuşum gibi yaklaşmaya karar verdim.

İlk iş olarak elbette Udemy’ye girdim. En temel bilgilere ihtiyacım olduğu için “UX” araması yapıp doğrudan “Ücretsiz” olarak filtreledim. Genelde yüksek not almış çok temel eğitimler çıktı zaten, ve çoğu da 1 saat civarında.

Doğruyu söylemek gerekirse uzun zamandır herhangi bir videoyu normal hızında izlemediğim için bu eğitim videolarını da 1,25 ya da 1,5 hızında izledim, siz de izleyebilirsiniz. Zaten 3. videodan sonra temel kavramlar rahatlıkla oturmuş olacak. Bir gününüzü buna ayırıp oradaki Türkçe ve İngilizce videoların tamamını bu şekilde izleyebilirsiniz.

1 günlük zaman kaybı gibi görünebilir ama aslında hem temel bilgiler konusunda fikir sahibi olmak için hem de jargonu ve genel kullanımları öğrenmek için faydalı. Tek video ya da 2 video izleyip bu bilgileri öğrenemez misiniz, çoğunu evet öğrenirsiniz. Ama bu kadar çok video izleyince hem aynı konudaki farklı yaklaşımları hem de farklı uygulamaları ve söylevleri öğrenebilirsiniz (Style sheet için 4–5 farklı kullanım var mesela).

Coursera da yine sık sık tercih ettiğim ve daha akademik içerikler olan bir site. İlla sertifika alıcam demiyorsanız orada da ücretsiz olarak bulabileceğiniz güzel eğitimler var. Konuya biraz daha akademik ve sistematik olarak yaklaşmak da size ayrı bir bakış açısı ve yaklaşım sağlar.

Bu temel eğitimi aldıktan sonra üzerine mümkünse bu işe yıllarını ayırmış, ortaya çıkardığı ve sektörde örnek olarak gösterilen uygulamaları olan birilerinden ya da bir ekipten/şirketten detaylı eğitim almanızı öneririm. Bu iş aman canım diye geçiştirilecek bir şey değil maalesef. Sadece teorik eğitim alıp hemen iyi işler çıkarabileceğiniz bir alan da değil. Çok fazla araştırma yapmalı, örnekleri incelemeli ve tercihen bu işi iyi bilen birilerinin tecrübelerini dinleyebilir/öğrenebilir olmanız gerekiyor.

Elbette alaylı olarak öğrenen çok iyi UX tasarımcıları var ama o noktaya gelmeleri biraz da şanslarının yağver gitmesi, doğru insanlarla ve ekiplerle karşılaşmış olmaları ve kafalarının sistematik ve mantıklı çalışmasından ileri geliyor. Ayrıca yıllar alabilir bu süreç, hiç riske atmayın bence.

Zaten madem bu yola girdiniz, bol bol okuma yapmaya ve bu konudaki kaynakları takip etmeye hazır olmalısınız. Sonuçta temelde araştırmalara ve testlere dayanan bir alan bu ve hedef kitleniz olan kullanıcıların alışkanlıkları ve kullanım alışkanlıkları sürekli değişiyor. 2 yıl önceki bir kaynak sizi çok yanlış bir tarafa doğru da yönlendirebilir. Neyse ki ben psikoloji okuduğum için olayın bu tarafına alışkınım :).

Sıra geldi UX uygulamalarına

Temelini öğrendiniz ve sıra geldi uygulamaya. Linux kullanan ben için çok az seçenek olsa da aslında piyasada zevkinize, ihtiyaçlarınıza ve kullanım alışkanlıklarınıza göre birçok program mevcut.

Bu uygulamaların bir kısmı bilgisayarınıza yüklenmesi gereken bir app, bir kısmı da online olarak ulaşabileceğiniz araçlar. Doğruyu söylemek gerekirse online olarak her yerde ulaşabileceğim araçları her zaman tercih etmişimdir. Bilgisayarıma, kedi geçerken su dökse ve diskine zarar verse yaptıklarımı kim geri getirebilir ki?!

O zaman sağ baştan en çok adı geçen uygulamaları saymaya başlıyorum:

Sketch: Uzun uzun anlatmaya gerek yok, en çok bilinen uygulama bu olsa gerek. Bireysel ya da takım hesabı alabileceğiniz bu programı ya Mac app ile ya da tarayıcıdan kullanabilirsiniz. Ama özellikle belirtiyorlar, iyi internet bağlantınız olması gerekiyor, özellikle bol sayfalı çalışmalar için.

Adobe XD: Tasarım için kullanılan Adobe programı. Ekip olarak da çalışılabilen bu programın ücretsiz, ücretli ve bulut olmak üzere üç üyelik çeşidi bulunmakta. Yine uygulamasını indirebilmek ya da tarayıcı versiyonunu kullanabilmek için Windows veya Mac sahibi olmak gerekiyor.

Zeplin: Tasarım yapmaktan ziyade onu paylaşmak için kullanılan bir uygulama. Özellikle yazılımcılar için doğrudan boyut, renk kodu vb bilgileri veriyor olması kolaylık sağlıyor. Üzerinde ortak çalışma yapılabilmesi ve yorum yapılabilmesi de tercih edilme nedenlerinden.Deneme amaçlı kullanabileceğiniz ücretsiz versiyonunun yanında kişiler için ücretli ve ekip hesapları da bulunuyor.

FigmaBenim de bundan sonra kullanmaya devam edeceğim uygulama sanırım bu. Bilgisayar uygulamalarının yanı sıra tarayıcı versiyonu da herkes tarafından onaylanıyor (yine güzel bir internet bağlantısı ve düzgün bir bilgisayar gerektiğini dip not olarak ekleyeyim). Ekip olarak çalışılabilir olması da tasarımcılar tarafından tercih sebebi. Bir diğer sevilen tarafı da, tasarımları çalışırken bir yandan da Zeplin gibi yazılımcılar için gerekli çıktıları da verebiliyor olması. Her şey için tek program güzel tabi!

Webflow: Kod bilgisi gerekmeden tasarım yapmanızı hatta bunu yayınlamanızı sağlayan bir site. Demolar için çok kullanışlı. Yine tarayıcıdan kullanılabilir olmasıyla benim ilgimi çekti.

Principle: Basit animasyonlarla wireframe’i gösterebileceğiniz ve test ettirebileceğiniz bir prototipleme aracı. Sitesindeki “Built for macOS” başlığı ile beraber yavaş yavaş uzaklaşıyorum…

Invision: Yine basit animasyonlarla interaktif prototipler hazırlamanızı sağlar. Ama anladığım kadarıyla gerçekten “basit animasyonlarla”. El alışkanlığınız doğrudan bunun üzerinde gelişmediyse hiç uğraşmayın diyorlar. Bir de bu yılın başında Invision Studio’yu çıkardılar, bak onunla ilgili hiçbir fikrim yok. Ücretsiz versiyonu da çok kısıtlı gibi gördüm ama denemek için güzel bir başlangıç olur.

Proto.io: Uzantı olarak “io” varsa 1–0 önde başlamış oluyor benim için! Bu da bir prototipleme aracı. Bunun gördüğüm kadarıyla güzel kısmı, diğer araçlarda hazır ekran görüntüleri üzerinden gidilirken bunda gerçekten de bir e-posta adresi ya da parola gibi bilgileri elle girmenizi istiyor, deneyen için daha etkileşimli olması hoşuma gitti. Ücretsiz bir versiyonunun yanı sıra öğrencilere ve STK’lara da %50 indirim yapıyor.

Marvel: Bunu neden sona bıraktım bilmiyorum ama en çok karşılaştığınız “all-in-one” araçlardan biri olabilir kendisi. Benim için en çekici kısmı elbette ki tarayıcıda çalışması :).

Bitti mi? Bitmedi!

Ama ben bittim :). Malum, bu tarafları yeni yeni karıştırmaya başladım. Şimdilik bulduğum ve öğrendiğim her şeyi paylaşarak en azından başka birilerine yardımcı olabilmek istedim. Yukarıdaki araçlar ve ürünler hakkında farklı düşünceleriniz varsa onları iletin lütfen. Hem bana yardımcı olur hem de burada paylaşarak başkalarına da yardımcı olabilirsiniz.

Türkiye’de bu işi en düzgün yaptığını düşündüğüm bir firmanın online UX eğitimine başladım, 8 hafta sürecek ve tüm teorik bilgilerin yanı sıra pratikte de birçok şey ortaya çıkaracağız. Yani bu yazıdan 8 hafta sonra kendimi çok farklı bir yerde görebilmek istiyorum ve benim için de bir mihenk taşı olsun diye hazırladım.

Bunları incelerken, olayın daha matematik tarafını, teorik tarafını öğrenirken de üzerinde deneme yapmak istediğim bir fikrim var. Aslında uzun zamandır gerçekleşmesini istediğim ama bir türlü birilerini harekete geçiremediğim bir fikir, belki bu sürecin sonunda onun başlamasına yardımcı olabilecek kadar bir şeyler ortaya çıkarabilirim..

To be continued..

(Bu yazı ilk defa Medium hesabımda paylaşılmıştı)

Kategori: UI/UX

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir