Yazar: Gizem B

  • O Kız Seni Sevmese De..

    dün gece bekledim seni evinin önünde
    görmek istedim son bir kere
    vedalaşıp gidecektim askere

    çıkmadın;
    benim için pencereye çıkmadın
    bir kez olsun gözlerime bakmadın
    nedense sen beni hiç takmadın

    fark etmez o kız seni sevmese de fark etmez
    o kız sana bakmasa da fark etmez
    kardeşlerin seni asla terk etmez…

    Bu nedir diye sorarsınız şimdi. Ne askere giderim ne bir şey.. işin aslı şu, bu Beşiktaşın bir marşı. Neden yazdın derseniz neden bilmem ama beni çok duygulandıran bir marş bu.. işte aşk, işte Beşiktaşk dediğim bir marş..

  • Pardus 2009.1 uçuyor:)

    “Telli telli telli şu telli turna, sanma ki yaralı uçmaz bir daha” diyerek Pardus 2009.1 duyuruldu. Şimdiye kadar kedigillerin isimleri verilen sürümler ve ara sürümlerden sonra (artık kedi kalmaması sebebiyle:) ) kuşlara geçildi ve ara sürüme Anthropoides virgo adı verildi. Bence tam anlamıyla kanat takıp uçtuklarını gösteriyor bu seçim de. Bilgisayarın açılmasından masaüstü ortamlarına kadar her şey inanılmaz hızlanmış. İlk dikkatimi çeken şeylerden biri de masaüstüne yapabileceklerimdi. Arkaplanda sürekli kendi çektiğim fotoğrafları kullanıyordum, ama şu anda elimle çevirebildiğim, güneşe göre sürekli güncellenen bir dünya ve etrafında yıldızlar bulunuyor:) Kullanıcıların en sevmedikleri şey usb belleğe iso’yu atamamaktı, ve artık bu ara sürüm ile bu sorun da ortadan kalkıyor. Bundan sonrasında da artık resmi tanıtımı okuyup ayrıntıları öğrenin bari:)

    Pardus 2009.1 Duyuruldu

    Pardus ailesinin en yeni üyesi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile kullanıcıları çok daha yetenekli bir masaüstü ortamı, geliştirilmiş sürücü desteği ve Pardus depolarındaki yazılımların en  güncel sürümleri bekliyor. Temmuz 2009‘da duyurulan Pardus 2009’un yetenekleri geliştirilmiş yeni sürümü Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıma sunuldu.

    Kararlılığı ve performansı iyileştirilmiş güncelleme sürümü olan Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile tüm Pardus sürümlerinde olduğu gibi kullanıcılara kolay kullanılabilen, kararlı, hızlı, güvenli bir masaüstü ortamı ve binlerce özgür yazılım sunuluyor.

    Her ara sürümüne Anadolu’da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir canlı türünün adı verilen Pardus’un 2009.1 sürümü, Anthropoides virgo (Telli turna) olarak adlandırılıyor.

    Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’nun özellikleri

    Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile gelen özelliklerin başında, yeni nesil Plasma teknolojileri ve görsel efektlerle zenginleştirilmiş KDE serisinin en son kararlı sürümü KDE 4.3.4 masaüstü ortamı geliyor. Ayrıca bu sürümde çok daha fazla donanıma destek veren Linux çekirdeğinin 2.6.31.11 sürümü, İnternet üzerinde güvenle gezebilmek için Mozilla Firefox tarayıcısı 3.5.7, grafik işleme yazılımı Gimp 2.6.8, ofis araçları ailesi OpenOffice.org 3.1.1.5, ekran kartı ve masaüstü efektlerinin bel kemiği Xorg 1.6.5, programlama araçları Python 2.6.4, GCC 4.3.3 gibi önemli teknolojiler yer alıyor.

    Sorunsuz ve hızlı bir açılış

    Bilgisayara kurulmaya ihtiyaç duymadan kullanılabilen Çalışan CD’nin 2009.1 sürümü de yeni Pardus ile gelen özellikler arasında. Kullanıcılar Çalışan CD’yi bilgisayara takıp çalıştırdıklarında otomatik olarak gelen masaüstü ortamı sayesinde herhangi bir sürücü tanıtma ya da kurulum işlemi ile vakit kaybetmeden, Mozilla Firefox ile İnternet üzerinde gezip, KMail ile e-postalarını okuyabiliyor, Amarok ile müzik koleksiyonlarını dinleyip, SMPlayer ile film seyredebiliyor ve OpenOffice.org ile tüm ofis işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar. Çalışan CD’de ayrıca ihtiyaç duyulduğunda kullanıcının bilgisayarında oluşan sorunları kolaylıkla düzeltebilmesi için dosya sistemi tamir araçları, disk bölümleme yöneticisi araçları ve çeşitli analiz yazılımları da yer alıyor.

    Bir başka yenilik olan Hibrit Görüntü Teknolojisi ile oluşturulan Pardus ISO dosyaları ister CD ortamına, ister DVD ortamına yakılarak, istenirse USB çubuk ve SD kart gibi tak çıkar disk ortamlarına aktarılarak kullanılabiliyor. Ayrıca bilgisayarda yeterli miktarda hafıza var ise açılış sırasında tüm görüntünün hafızaya aktarılması yöntemi sayesinde Kurulan ya da Çalışan Pardus çok daha hızlı çalışıyor. Hibrit Görüntü teknolojisi ve kullanımıyla ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşılabilirsiniz.

    Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıcıyı destekliyor

    Pardus’un, kullanıcılarının deneyimini geliştirmek ve karşılaştığı sorunlarda yardım almak için uğrayabileceği bir destek portalı da bulunuyor. Pardus kullanıcıları, içeriği gönüllü geliştiriciler tarafından sağlanan Özgürlükİçin portalında Pardus ile ilgili kılavuz belgeleri, paket tanıtımı ve oyun incelemelerini okuyabiliyor, forum bölümü üzerinden soru sorabiliyor. Dinamik forum ve e-posta listelerimiz, Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’ya ilişkin her türlü desteği sunuyor.

    Kullanıcılar, her sürümde olduğu gibi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’yu da Pardus’un FTP dizininden indirebilirler.

    Kaynak: Özgürlükİçin.com

  • Yeni doğan bebek korkusu!

    Bugün şans eseri şu yazıya denk geldim ve bir anda yıllar öncesine gittim. Kardeşimle aramda 12 yaş var. O doğduğunda orta 1’deydim. Sezaryen olduğundan doğum anı ve saati önceden belliydi. Aylarca büyük bir heyecanla beklediğim o an gelmişti en sonunda. Aynı gün okulda dans yarışmamız vardı ve arkadaşlarımla katılmıştık. Dans gösterimizin hemen ardından babam beni alıp hastaneye götürdü(1. olamamıştık ama derece almıştık sanki:) ) Annemi ameliyathaneye geçirdikten sonra kapının önünde biraz benim doğumum hakkında konuştuk.

    Beyazlara boyanmış bir bekleme alanı, dışarı açılan bir pencerenin önünde iki koltuk ve bir sehpa. Bir yanda doğumhanenin kapısı, diğer tarafta bebek odasının olduğu bölüm. Yani doğumdan çıkar çıkmaz görecektik onu. İsim koymadan önce de ona hitap edebilmek için “nokta” adını koymuştuk kendisine:) Babamla onun ilk anlarını kaydetmek için kamerayı ayarlamaya çalışırken bir anda doğumhanenin kapısı açıldı…

    Aylarca beklenen ve hayali kurulan, o küçük sevimli tatlı kardeşimi görmek üzereydim. Ama onu ilk gördüğüm an, 12 yaşındaki küçücük bir çocuk için inanılmaz bir yıkımdı!

    Yeşil ameliyat bezinin ortasında, hala vıcık vıcık bir şeylerle kaplı, mor renkli, inanılmaz derecede yüksek ve kendini yırtar bir şekilde çıkan bir ağlama sesi, buruş buruş ve sesini çıkartmak için kasılmış bir vücut..

    O anda o kaydı yapabilmiş miydik inanın hatırlamıyorum, ama eminim ki şu an bile yeniden görmek istemem! Şu anda kendisini çok seviyorum, ama itiraf edeyim, o dönemde ondan biraz korktuğum ve sevmediğim doğrudur:)

    Tabi o halde fazla göremedim, saniyeler içerisinde bebek odasına götürdüler, annem de bir süre sonra baygın bir halde odaya getirildi. Bizim ufaklık bir güzel yıkanıp giyindikten sonra tekrar yanımıza geldi. Ve işte o anda ancak gerçek yüzünü görebildik:)

    “Yeni oyun arkadaşı”, “Bak sana hediye getirmiş”, “Aaa o senin kardeşin ama” gibi şeylerle çocukları kandırmak yerine bazı şeyleri önceden anlatıp çocukları hazırlamak gerekiyor. O an yaşadığım hisler kalıcı olsaydı şu an çok büyük problemler yaşıyor olabilirdik..

  • Zamanın tik takları

    Hep bu tarz yazılar okurdum. Bir sürü psikolog bozuntusu çıkıp yazarlardı, şöyle olur böyle olur, bu kişilerin psikolojisi şudur, yok şöyle travmaları vardır.. Yok işte hiç biri, sadece tesadüf desem kim inanır şimdi.. Buna bile diyecek bir şey bulurlar bence “Freud için tesadüf diye bir şey yoktur, bunlar sadece bilinç altının yansımasıdır”..

    Aslında hak ettim bunları. Ben istememiş miydim o düzenli ve sağlam hayatı bozan, yeni şeyler yaşamak isteyen, macera arayan.. Hani bir listem vardı, “ölmeden öncesi yapılması gerekenler” diye, onları gerçekleştirmeye başladığım an bu sona ulaşacağımı bilmiyor muydum.. Kendi kendimi bu hale getirdim ben, o yüzden ağlamaya da hakkım yok, kimseye kızmaya da, kimseyi suçlamaya da..Ah, bu ilaçların tadı da iğrençmiş, ilaç üreticilerine de bir mektup yazıp bunu söylemeye vaktim olsaydı keşke..

    Artık bağımsız olacağım dedim, kimseyi dinlemeyeceğim, başım dik yürüyeceğim. Ah evet, kesinlikle istediğim insan oldum o konuda. Etrafımdakiler ufak bir öneri bile verseler bunu kendime tehdit olarak algılayıp aksini yapmaya çalıştım hep. Şimdi fark ettim de asıl bağımlılık bu olmuş.. Ama yine de içimden geleni yapmamı engellememiş bu. O gece bardaki çocuklara bira ısmarlatmadım mı sırf nasıl bir his olduğunu anlayabilmek için. Salak, gecenin sonuyla ilgili ne hayaller kurmuştur kim bilir. En sonunda telefon numarasını verirken kurduğu hayaller, benim o numarayı sokakta gördüğüm ilk adama kendi numaram gibi vermemle son bulmuştur sanırım.. Bu kırmızı renkli hapların tadı güzelmiş aslında, onu sona saklayayım o zaman, tatlı olsun..

    Tesadüftü her şey belki..Oysa günün başında böyle bir planım da yoktu. Hiç de fena bir gün değildi. Ama sonra.. Nedense içime bir sıkıntı girdi, yanımda kimse yoktu son zamanlardaki gibi. Bir arkadaşımı kahve içmeye çağırdım, eski sevgilisiyle buluşacakmış, ekti beni.. Oysa ne de güzel anlaşıyorduk, belki bir şeyler bile hissediyor olabilirim ona karşı, bu kadar kızmama neden olan da bu belki. Peki ya erkek arkadaşım dediğim züppe, onun ne derdi vardı? Onu aradım, kilometrelerce uzaktan bana güzel bir şey söylesin diye. Cebimdeki azcık parayla uluslararası konuşma yapmayı bile göze aldım. Ama o, nasılsın bile demedi bana, sonra konuşuruz dedi ve kapattı. Seslere bakarsak çok da eğleniyordu o sırada, niye benimle uğraşsın dimi.. Başım dönmeye başladı sanırım.. Şu kırmızıların tam vakti bence..

    Peki ya en yakın arkadaşım, her şeyim, bitanecik dostum.. Onun da mı işi vardı, aradım, sessiz konuşmalar ve kapatma çabaları..O sırada karar verdim sanırım bunu yapmaya.. Yok yok, en son büyük aşkımın sevgilisine yazdığı şiiri okumam beni buraya getirdi. Bu durumumun sebebi oydu, bilmese de..İlk görüşte aşktı, gökten iner gibi girmişti hayatıma, hiç olmayacak bir yerde, olmayacak bir zamanda, olmayacak insanların arasında.. Başta ben çekindim söylemeye, sonra o, sonra da işte sevgilisi.. Duyduğum an yıkılmıştım. Off mideme sancılar giriyor, böyle olmaması lazımdı, hani güzel bir uyku olacaktı.

    Her şey tesadüflerle oldu. Herkesin üst üste gelmesi, benim bağımsızlık hayalim, ama aynı zamanda tutkulu bağlılığım..Biri gitti biri geldi, adını bile hatırlamıyorum bazılarının.. Hayallerim vardı, elbet gerçekleştireceğime inandığım, tesadüfler üzerinden gidecek. Oysa tesadüfler bitirdi beni..

    Acılarım yok oldu, uyku bastırdı..Artık zamanı geldi sanırım.. Arkamdan kimse üzülecek mi acaba, belki tesadüfen bir yerden duyacaklar. “Deliydi ama iyi biriydi” diyecekler. Belki de hiç bilmeyecekler, tesadüfler buna izin vermeyecek. Oysa bilinçaltı..Aahh boş ver bilinci altını, ben gidiyorum, kime ne bundan..

    Hayat bir tesadüftür. Bir tesadüf sonucu spermle yumurta birleşebilir, bir tesadüf sonucu sorunsuz bir şekilde büyür, bir tesadüf onun çıkmasına yardım eder bu karanlık dünyaya, bir tesadüf ona hayatını yaşatır bir sürü tesadüfle karşılaştırarak.. Ve en sonunda bir tesadüf onu sonlandırır, biz ne kadar kontrol sahibi olsak da..

    İşte zaman geldi.. Hissediyorum.. Artık su altına dalmadan da ağırlıksız özgürlüğü yaşayacağım..Veya yaşayamayacağım.. Hadi şimdi açıklayın bakalım, tesadüf mü bütün bunlar değil mi.. “Bazen bir pipo, sadece pipo”…