Dün Taksim’e gittim. Maksat gezmek, yemek, içmek, eğlenmek.. Bir de Postcrossing hadisesi için PTT’ye gitmem gerekiyordu. O da tadilat dolayısıyla Tünel’e yakın bir yere taşınmış. Yolda giderken sağda Starbucks var. Neyse işte, ben pür neşe gidiyorum, birden yandan bir ses geldi. Starbucks’ta en önde oturan iki bayan, kahvelerini içiyorlar “elit”lerle “sıradan”lar arasındaki o paravanın arkasında. Yanlarına bir dilenci yanaştı, bir şey istedi. Ama onların “elit” olduğunu bildiğinden herhalde gayet kibar ve sessiz bir şekilde söyledi söyleyeceklerini. Kadınlar da pek tepki göstermediler işin aslı. Sonradan öğrendiğimize göre sadece 1 sigara istemiş kadınlardan.
Ama tam o sırada içeriden dışarıya doğru bağırarak bir adam fırladı. Adamı gelişine iterek yere yuvarladı ve vurmaya başladı. Arada küfürlerini de eksik etmiyordu. “Ben sana buralara uğrama demedim mi?” gibilerinden bol bol bağırdı çağırdı. “Sıradan” olanı “elitist” kısımdan uzak tutmak istediği kesindi.
Ama beklemediği bir şey oldu. Bir anda etrafını “sıradan”lar sardı. Yerdeki adamı kurtarıp kaldırdılar, güvenliği çekip sakinleştirmeye ve adamdan uzak tutmaya çalıştılar. Herkesin amacı dilenciyi kurtarmaktı. Güvenliğin beklemediği bir şey daha oldu ama. “Elit”ler de şiddeti hoş görmemişlerdi ve güvenliği onlar da engellemeye çalıştılar. Tabi kendi yöntemleriyle, oturdukları yerden seslenerek, ama olsun..
Starbucks kendi elitliğini koruyabilmek için bir hareket yaptı. Amacı kendi yanında gördüklerinden artı puan almaktı, ama hem onlardan hem de diğerlerinden eksi puan aldı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz mı sizce de acaba?
